'İnsan Manzaraları...'
KARAPARA…
Hemen hemen kimsenin farkına bile varmadığı; ama her an, her yerde sürüp giden, hepimizi şu ya da bu zaman diliminde etkileyen bir suç. Dünyanın her yerinde artış kaydeden bir olgu. Devletler arasındaki sınırları tanımayan hukuka, yasalara kulak asmayan çok boyutlu bir faaliyet…
Konumuz, dünya çapında giderek artan karaparanın aklanması; suç işlenerek elde edilmiş paraların, uluslar arası bankacılığın karmaşık trafiğinden geçirilerek aklanıp paklanması, Ve yasal yollardan kazanılmış bir gelir görünümüne kavuşturulması.
Merkezi Mayami’de bulunan “manilanrin.com” adlı internet sitesini yöneten Charls İndiago: “İşlenen suçların yüzde doksanbeşi para kazanmak amacıyla gerçekleştiriliyor. Karapara aklama işi de kâr elde etmek amacıyla işlenmiş suçlarla tamamen orantılı düzeyde.”
Dünya çapında her yıl 2 trilyon dolar kadar bir karapara aklanıyor. Günümüzde bir çok devlet arasındaki sınır kontrollerinin azalmış olmasıyla karapara özgürce bir hesaptan diğerine akıp gidiyor. Gelin bir para aklayıcısına kulak verelim. On yıldır karapara aklayan, asıl mesleği avukatlık olup şimdi Mayami’de tam bir profesyonel gibi bu işi yürüten Ken Vicok. “Acaba şimdiye kadar akladığı paraların miktarı nedir?” dersiniz: “E, malum nedenlerle tabi ki, kaydını tutmadım bu işin; ama temsil ettiğim gruplardan birinden söz edeyim yalnızca. Bunlar 200 milyon dolar kazanmıştı; dolayısıyla önemli miktarlar söz konusu.”
Karapara aklama tam olarak ne demektir, nasıl yapılır; yetkililer isterlerse karaparanın aklanmasını engelleyebilir mi, Ve nasıl engelleyebilir?
Karaparanın aklanması işini anlamaya başlamak için ilk durağımız Rusya olacak; para aklayıcılar için giderek bereketli bir pazar oluşturan Rusya! Turist rehberlerinden, hediyelik eşya satıcılarından geçilmeyen Kızıl meydandayız. Gündüz, gezilecek yerler gezilip görülürken, akşamları ise barlar ve gazinolar yine turistlere “sonsuz seçenekler” sunuyor. 20 yıl önce Moskova’da, yaşanması hayal bile edilemeyecek bir yaşantı var şimdi karşımızda. Kızıl meydandaki Gum mağazası Sovyetler Birliği döneminde koskoca ve şatafatlı; ama bomboş olmasıyla ün kazanmıştı. Bu gün de koskoca ve gösterişli Gum mağazası ama artık tüm Rusya’da bulabileceğiniz en pahalı eşyayı burada bulabilmeniz mümkün. Bu, değişen Rusya’nın simgesi; yeni bir ilke oluşmuş artık Rusya’da. Ancak Kızıl meydandan çok da fazla uzaklaşmadan, ekonomik ve sosyal anlamda geride bırakılmış başka Ruslarla karşılaşmanız mümkün. Moskova’nın güneyindeki kasvetli bir sosyal konut bloğundayız. Gum mağazasının parlak ışıkları ve huzur dağıtan melodileri sanki bir başka ülkede kalmış gibi. Burada doçeve gabana mamulleriyle değil, uyuşturucu madde ve suçla karşı karşıyayız. Uyuşturucu madde kaçakçılığını ve diğer suçları körükleyen de Rusya’nın yeni ekonomisi, Slava gibi insanlar: “Suç faaliyetlerine iskambilde üçkağıtçılık yapıp insanları dolandırarak başladım. Daha sonra haraç alma, şantaj, gasp gibi işlere giriştim. Benim kuşağımda benim yaşımdaki insanlar işe gidip çalışan işadamları ve bu işadamlarından haraç alan kişiler olmak üzere ikiye ayrıldı. Rusça’da bunu ‘çatı’ diye adlandırıyoruz. Birisine ‘çatı’ sağlamış oluyorsunuz; koruma sağlıyorsunuz. Yapılan şey o insanı korumak için alınmış bir haraç. Koruma parası; ben onları koruyor, kolluyordum.”
Slava’nın bu işten elde ettiği gelir, kendisine istediği her şeyi satıl alma, yeni Rusya’nın tadına bakma olanağı sağlamış. Sonunda kendisi de eroin kullanmaya başlamış, 13 yıl sonra hala bağımlılığı sürüyor. Slava ve arkadaşları şimdiye kadar uyuşturucuya bir uçak satın alabilecek kadar para harcadıklarını söylüyorlar: “Benim uyuşturucuya verdiğim para, tabi suç şebekelerine gitti. Bu insanlar kimlerdir bilemem; ama bizim kuşak 1970’lerde, Sovyet yönetiminin gençliği olarak doğmuş olan bizler, gençliğimizde öncü idik. Sonra Sovyetler Birliği çöktü ve hepimizin yaşamı tepetaklak oldu. Onun için bir çoğumuzun uyuşturucu maddeye yönelmesine hiç şaşmamak gerek. 20’li yaşlarımıza kadar tamamen farklı bir düzen altında yetiştik. Sonra birdenbire bambaşka bir düzen çıktı karşımıza. Şimdi durum değişiyor; ama benim paramı almış olan insanlara bir garazım yok. Napalım, bize olan oldu bir kere.”
Slava’nın eroin almak için topladığı haraçlar çeşitli halkalardan geçerek bu bölgede uyuşturucu dağıtımını elinde bulunduran çeteye ulaştırılıyor. Bu kişiler uyuşturucudan kazandıkları rubleleri belki kısmen Rusya’da harcıyorlar; ama daha fazla eroin veya kokain alabilmek için diğer kısmını da başka para birimlerine; örneğin Afgan parası Afgani’ye ya da Kolombiya pezosuna çevirmek zorundalar. Ya da beklide paranın yasal olmayan işlerden elde edildiğini gizlemek istiyor olabilirler. Nihayet, ne olursa olsun işte burada karşınıza ‘karapara aklayıcı’ ihtiyacı çıkıyor. Klasik anlamda karaparanın aklanması üç aşamada gerçekleşiyor. Kıvrıla kıvrıla Moskova’nın ortasından geçen nehri örnek alarak karaparanın, nasıl aklanıp paklandığını anlamaya, anlatmaya çalışalım: Diyelim ki, nehirden akan sular dünyadaki tüm paraları temsil ediyor. Ve yanınızdaki kova da su dolu. Bu su da diyelim ki, bir milyon doları temsil ediyor olsun. Ve .bu paranın, uyuşturucu satışından elde edilmiş bir para olduğunu varsayalım. İlk aşamada amaç bu parayı bankacılık sistemi içine karıştırmaktır; tıpkı elimizdeki bir kova suyu nehre boşaltmak gibi. Buna ‘yerleştirme aşaması’ deniyor. Böylece bir milyon dolar, dünyanın diğer tüm paralarına karıştırılıyor. Ama insanların bir milyon doları, diğer paraların arasına karıştırıldığını anlamaması da isteniyor olabilir. İşte onun için de para karıştırılıyor, kaynaştırılıyor; hızla hareket ettiriliyor. Karapara aklama işinde buna da ‘ayrıştırma aşaması’ deniyor. Ve tabi son olarak da kazanılmış olan bir milyon dolar çeşitli şekillerde harcanmak isteniyor. Ama bu paranın temizpara olarak kullanıma sokulması istendiğinden, çok karmaşık transferler ve işlemler sonucunda aslında suç işlenerek kazanılmış olan para yasal bir kimliğe büründürülerek mali sisteme sokuluyor; buna da ‘bütünleştirme aşaması’ deniyor.
İşlemler odenli karmaşık ve profesyonelce gerçekleştiriliyor ki, sonunda eldeki paranın kaynağını bulabilmek, saptayabilmek neredeyse olanaksız: “ ‘Bütünleştirme aşaması’ maaş almak gibi bir şey. Paranın tamamen aklanmış olması, ardından yeniden kullanabilir hale getirilmesi bu! İşte bu aşamada yeni bir ev, yeni bir araba alabiliyorsunuz; ya da parayı doğrudan kendi kişisel hesabınıza yatırabiliyorsunuz.Çünkü yetkililerin bu parayla, bir dönemde işlenmiş olan suç arasında bağlantı kurabilmesinin imkansız olduğuna eminsinizdir artık.”
Rusya’da karapara aklama ve genel anlamda suç konularında uzman olan prof. Mark Galiotti. Prof. Galiotti ülkenin dev boyutlardaki yasadışı ekonomisinin suç şebekelerine sonsuz para aklama olanakları sunduğunu kaydediyor: “Rusya içinde ya da Rusya dışına para transferlerini gerçekleştiren insanların çoğu suç şebekeleri olarak düşünülen insanlar değiller. Bu kişiler sadece vergi ödemekten kurtulmak veya paralarını hükümetin sınırlamaları olmaksızın hareket ettirmek isteyen iş sahipleri, iş adamları. İşte bunlar dev boyutlarda karapara işlemleri gerçekleştiriyor ve kurdukları sistemler görece güvenli ve görece etkili ve dayanıklı da oluyorlar. İşte böylesi büyük etkili ve güvenli para aklama mekanizmaları bulduğunuzda bu kişileri ve sundukları kolaylıkları, benzer hizmetlerin peşinde olar taraflara da sunmanız, pazarlamanız makul görünüyor. Dolayısıyla şimdi Rusya, küresel çapta bir karapara aklama mekanizmasının merkezi olmuş durumda. Japon mafyası ‘yakuza’nın paraları, Kolombiyalı uyuşturucu tüccarlarının paraları Rusya’da aklanıyor. Rusya’da karapara aklamaya ilk başlayanlar Sicilya mafyası olmuştur. Yani artık Rusya dünya suç şebekelerinin, kazançlarına yasal kimlik kazandırmak için tercih ettikleri bir merkez olma tehlikesiyle yüzyüze.”
Dünya çapında yalnızca kaçakçılar tarafından değil, siyasetçiler ve teröristler de dahil tüm suçlular tarafından aklanan ya da aklattırılan karaparanın miktarını tam olarak saptamak olanaksız. Birkaç yıl önce uluslar arası para fonunun başkanı karapara aklama işlemlerinin, hayal bile edilemeyecek düzeylerde olduğunu söylemiş, tahmini miktarın dünya çapında gayrisafi yurtdışı hasılanın yüzde ikisiyle, beşi arasında olduğunu belirtmişti. Küresel düzeyde gayrisafi yurtdışı hasıla da 2004 yılında yaklaşık 41 trilyon dolar olarak saptandığına göre, yılda 2 trilyon dolara varan miktarda bir paranın aklanıp paklanmış ama karapara olduğu ortaya çıkıyor. Bu miktarsa dünyanın en büyük 5. ekonomisi olan Fransa’nın tüm ekonomik hasılatı.
Karapara küresel ekonomiye bankacılık sistemi yoluyla giriyor. İşte bu nedenle Mark Galiotti, komünizm sonrası dönemde Rusya’nın, özellikle sorunlar yaşattığını vurguluyor: “İlk dönemlerde inanılmaz derecede kolaydı bu işler. Elden düşme araba fiyatına kendi bankanızı kurabiliyordunuz; hatta bankanızı evinizden idare edebiliyordunuz, ya da bir kamyonetin arkasından. Birçokları da böyle yaptı. Bunun yanı sıra bir çok iş sahibi ‘cep bankası’ diye adlandırılan kendi bankalarını kurdu; işlerini kendi bankaları aracılığıyla görmeye başladılar. Tabi bu işlerin artık büyük bir gelişme kaydettiğini söylemeniz gerek; ama o dönemdeki kargaşanın mirası hala etkili oluyor. Yani sadece bir isim ve bir kağıt parçasıyla bankaların açılabildiği dönemin etkileri bugün de hissediliyor.”
Bütün bunların sonucundaysa Batılı bankalar Rus bankalarıyla iş görme konusunda tedirgin davranıyor artık. Çeşitli Amerikan bankaları ya da Amerika’da büyük şubeleri olan bankalar, Rusya’daki karapara aklamayla mücadele önlemlerinin, gerektiği kadar sıkı olmadığından kaygı duyarak son yıllarda Rus kurum veya şirketleriyle ilişkilerini kestiler.
Karapara aklama operasyonları sınır tanımıyor ve Rusya’da, karanlık yollardan elde edilen kazançlar da başka yerlerde olduğu gibi kürenin dörtbir yanına dağılıyor. (bbc,31.1.2005)
Yayına Hazırlayan: Celal SANCAR