Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 GÜZ SEMİNERLERİ

 

Tarih: 7 Haziran Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


 
GÜNCEL YAZILAR

'İnsan Manzaraları...'

Modern köleler: Filipinli kadınlar

Hazırlayan: Celal Sancar

Bugün, Dünya Köle Ticaretini Anma Günü. Günümüzde 'modern kölelik' diye adlandırılan sistem içinde yoksul ülkelerden pekçok kişi gelecek umutlarını yurtdışına bağlıyor ve burada insan tacirlerinin eline düşüyor. DW'den Priya Esselborn, modern köleliği ve Filipinli kadınların durumunu araştırdı…

Filipinliler iş göçünde başı çekiyor. Dünya çapında 100 ülkede 7 milyondan fazla Filipinli hemşire, doktor, hizmetçi, denizci ya da zanaatkar olarak çalışıyor. Yurtdışında para kazanıp ülkelerinde geride bıraktıkları yakınlarına havale eden Filipinliler, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyarlarca euroluk katkıda bulunuyor. Çoğu ülkelerindeki kötü koşullardan kurtuluşu yurtdışında aramış. Ancak iyi bir eğitim almamış olanlar, özellikle de kadınlar için bu arayış tuzaklarla dolu. Filipinli genç kadınlar, ajanslar aracılığıyla “denizaşırı sahne sanatçısı” adıyla eğlence sektöründe hizmet vermek üzere yurtdışına, özellikle de Japonya'ya gönderiliyor. Japon klüplerinde ve barlarında dansçı ya da şarkıcı olarak çalışıyor. Ancak bu, insan ticaretinin tek boyutu değil. Çoğu reşit olmayan Filipinli kızlar müşterilere satılıyor ve fuhuşa zorlanıyor. Yılda 80 bin Filipinli kız “denizaşırı sahne sanatçısı” olarak vize alıyor. Kaçının ‘sahne sanatçılığı, kaçının fuhuş yaptığı ise bilinmiyor. Çoğu daha reşit bile değil. Sahte kimliklerle yaşları büyük gösteriliyor.

İyi bir yaşam hayal 

Filipinler'de yaşayan pekçok insan için refah sadece bir hayal. Yıllardır süregelen ekonomik sorunların yol açtığı yoksulluk, işsizlik ve gelecek perspektifinin olmayışı, özellikle de taşrayı etkiliyor. Şimdiye kadar iki bayan cumhurbaşkanının görev yaptığı Filipinler, Asya'da ileri ülkeler arasında kabul edilse de cinsiyetler arasında eşitlikten söz etmek için hala çok erken. Filipinli kadınlar hala erkeklerin yarısı kadar ücret alıyor, yoksul ailelerde erkek çocuklar okuyabilsin diye kızların eğitimi feda ediliyor. Eğitimsiz kız çocuklarının iş bulabilmesi de giderek daha zorlaşıyor. Çoğu, vücudunu satmak dışında bu ikilemden bir çıkış yolu göremiyor.

Yoksulluk fuhuşa itiyor

Fahişelik yapan kızların tek ikilemi bu değil. Katı Katolik olan, fuhuşun yasak olduğu Filipinler'de aileleri ve toplum tarafından dışlanma korkusuyla yaptıkları işi gizli tutuyorlar. Ama diğer yandan, onları fuhuşa teşvik edenler de bizzat aileleri. Pekçok Filipinli kız için fuhuşa giden yol büyük benzerlikler gösteriyor. Çoğu yoksul taşra bölgelerinde doğmuş, kardeşleri ile birlikte babasız yetişmiş, okula gitmemiş, daha iyi yaşam şartlarına kavuşabilmek için küçük yaşlarda büyük şehre kaçmış kızlar. Önce yankesicilikle elde ettikleri ufak tefek şeyleri satan, ama yetmediğini görünce fuhuşa başlayan kızlar. Fuhuş özellikle yurtdışında karlı bir endüstri oluşturmuş durumda. Şarkıcı ya da dansçı olarak bar ya da klüplerde çalışan genç Filipinli kızlar genelde Japonya'ya, son dönemde ayrıca Kore ve Malezya'ya gönderiliyor.

Filipin ekonomisine katkı 

Filipinler ve Japon makamlarının ise geçmişte bu duruma hiç müdahale etmemiş olmaları dikkat çekici. Yurtdışında çalışan Filipinliler sayesinde, Filipinler ekonomisine her yıl milyarlarca euro akıyor. Filipinler'de fuhuş yasadışı, bar ve klüplerde açık giysilerle dans etmek suç sayılmasına rağmen fuhuş endüstrisi ülke gayrisafi milli hasılanın en büyük dördüncü kalemini oluşturuyor. Uluslararası baskı karşısında son dönemde ilerlemeler kaydedildi. Japonya, Filipinli sahne sanatçılarına vize sayısını büyük oranda düşüreceğini açıkladı. İki ülke, insan ticaretine karşı mücadele önlemleri açıklayarak, kontrollerin sıkılaştırılacağını, cezaların artırılacağını ve sivil toplum örgütleriyle işbirliğinin geliştirileceğini ilan etti.(Almanyanın sesi, 23.8.2005)

“Kim daha çabuk öldüreceğiz?”

Japonya'nın 2. Dünya savaşı sırasındaki uygulamalarına tepki gösteren kesimler bu gün bir hukuk zaferi kazandı. Japon ordusunun Çin'i işgali sırasında ‘askerlerin adam öldürme yarışması düzenlediği' iddialarının uydurma olduğu savunmasını yerinde görmedi.

Japon basınında yayımlanan haberlerde, ismi de verilen iki subayın, “Kim daha çabuk bir Çin askerinin kafasını kesecek!” yarışması düzenledikleri iddia edildi. Çinliler tarafından daha sonra ‘infaz' edilen bu Japon subayların yakınları, iddiaları yayınlayan gazeteler hakkında ‘yalan haber' yazdıkları iddiasıyla dava açtı. Tokyo'daki bölge mahkemesi yargıcı ise subayların, yarışmaya katıldıklarını kabul ettikleri gerekçesiyle davayı reddetti. (bbc, 23.8.2005)

Duvar'ın ötesindekiler!..

Batı Şeria ve Kudüs'ü ikiye bölecek olan duvar,planlandığı gibi 1 Eylül'de bitirilmeye çalışılıyor.Bu tarihten itibaren 45 bin kadar İsrail kimlikli Filistinli soyutlanacak. Duvara 12 tane kontrol noktası koymayı planlayan İsrail devleti Kudüs'ün batısında çalışan, hastaneye gitmek isteyen, okuyan Filistinlileri her sabah ve akşam bu kapılardan geçerken arayacak. Sadece, her gün bu uygulamaya tabi olacak öğrenci sayısı 3600. Sabah sekizde dersbaşı yapan bu öğrencilerin,sabaha karşı en geç üçte bu kontrol noktalarında hazır bulunmaları gerekecek; akşam üzerine evlerine dönmek ise,yine saatleri bulacak.

Filistin yönetimi bu duvarın inşaatının durdurulması gerektiğini ısrarla dile getirse de İsrail duvarı bitirmekte ısrarlı. Gazze'den çekilmeyi askeri İntifada'nın bir sonucu olarak gören Hamas ve İslami cihad gibi örgütler de silahlı mücadeleyi Batı Şeria'ya kaydırma yeminleri ediyor.

Görünen o ki,Gazze'den çekilme bölgede bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işareti; ancak yeni gelişmeler barış yolunda mı, savaş yolunda mı ilerleyecek, henüz belli değil!(Amerikanın sesi, 25.8.2005)

Irak'ta ‘Yeşil bölge'nin dışı…

Guardian gazetesi, Irak'ın zor girilen kent ve kasabalarının tamamiyle mücahitlerin kontrolünde olduğunu belirttiği habere şu başlığı atmış: “Amerika'nın gözü önünde şiddet yanlısı isyancılar, sunni kalelerine hükmediyor!”

Iraklıların yeni anayasa taslağını sunmaları için verilen mühletin bu gece yarısı dolması beklenirken Guardian'ın, ülkedeki son durumu yansıtan haberi özetle şöyle: “Guardian için çalışan bir muhabirin yaptığı üç günlük gezi, Irak hükümeti ya da Amerikan yönetiminin itiraf etmediği bir gerçeği ortaya koydu: İslamcı gerillaların bölgede etkin oldukları biliniyordu; ancak ne ölçüde kontrolü ellerinde tuttukları yeni ortaya çıktı. Kentin güvenliği, yönetimi ve iletişim kaynaklarını onlar tekellerinde tutuyor. Bağdat'tan üç saatlik yolculukla gelinen yer, minyatür bir Taliban devletini andırıyor.

Bağdat'ta politikacı ve diplomatların kaldığı ‘yeşil bölge' içinde anayasa, Irak'ta istikrarı sağlamak ve Sünnileri kazanmak anlamına geliyor; Hadita kasabasındaysa, anayasanın hazırlanıp hazırlanmadığı önemsiz. Çındılar'da ‘ajanlar köprüsü' diye anılan Haklaniye'de, casuslukla suçlanan kişilerin infazları şafak vakti gerçekleştiriliyor; hatta aynı gün öğleden sonra infazın video kaydı ve DVD'leri pazarda satılmaya başlanıyor.” (bbc, 22.8.2005)

New York Times

Gazete zengin ülkelerin yoksul ülkelere karşı izledikleri ticaret politikasındaki çifte standardı eleştiriyor. Gazete, zengin ülkelerin tekstil ve tarım ürünlerinde korumacı politikalar izlerken diğer ürünlerde serbest ticaret kurallarının işlemesi için yoksul ülkelere baskı yapmasını haksızlık olarak tanımlıyor: "Gelişmiş ülkeler, kendi çiftçilerine günde yaklaşık bir milyar dolar sübvansiyon akıtıyor. Böylece, üretim artarken fiyatlar düşüyor. Yoksul ülkelerin çiftçileri, kendi iç pazarlarında bile sübvanse edilmiş ürünlerle rekabet edemiyor. Amerika ve Avrupa'daki büyük sermaye, mamul mallar ve hizmetlerde serbest ticareti sağlayacak bir anlaşma imzalanmasını istiyor. Ama yarım asrı aşkın bir süredir, uzlaşma hep yoksul ülkelerin tek taraflı tavizleriyle sağlandı. Artık zengin ülkelerin de uzlaşma için bir şeyler yapması gerekiyor." (Amerikanın sesi, 22.8.2005)

Jeffrey Sachs: “Yoksulluk terörü besliyor…”

BM'in yoksulluk konusundaki baş danışmanı, Amerika'nın yeryüzündeki yoksulluğu görmezden gelmesinin terörizmin beslenmesi için elverişli ortam yarattığını söyledi. Ünlü Amerikalı iktisatçı Jeffrey Sachs, verdiği mülakatta başkan Bush'un, konuşmalarında yoksulluğun terörizmi beslediği gerçeğini kabul etmesine rağmen, sorunu hafifletecek adımlar atmadığını belirtti. BM danışmanı Jeffrey Sachs, yeryüzündeki yoksullukla savaş kazanılmadan teröre karşı savaşı kazanmanın mümkün olmadığını da kaydetti. Sachs ayrıca, BM'in belirlediği 1 milyar yoksul sayısını, 2015 yılına kadar yarıya indirme hedefine ulaşmak için sanayileşmiş ülkelerin, verdikleri sözleri yerine getirmediğini de kaydetti. Jeffrey Sachs,bu hedeflere ulaşmaktaki başarısızlığın kalkınma yolundaki ülkelerin büyük bir bölümünü, daha büyük yoksulluğa sürükleyeceğini ve terör şebekelerine, beslenmek için ortam yaratılacağını savundu.(Amerikanın sesi, 10.8.2005)

Dünya; ‘takım elbiseli haydutlar'ın işgali altında...

Boston Üniversitesi öğretim görevlilerinden Profesör Howard Zinn, Guardian'daki yazısında "Sadece Irak değil Amerika da işgal altında" diyor ve ekliyor:"Irak kurtarılan bir ülke değil işgal edilen bir ülke. 2'nci Dünya Savaşı'nda da benzer kurtarmalara tanık olduk. Amerika birçok ülkeyi işgalden kurtardı. Ama şimdi işgalci biziz. Doğru Irak'ı Saddam Hüseyin'den kurtardık ama bizden kurtaramadık. Aynı şekilde 1898'de Küba'yı İspanya'dan kurtardık ama bizden kurtaramadık. İspanya'yı kovduk, Küba'da askeri üs kurduk. Irak'ı kurtardıktan sonra Haliburton gibi devler ve petrol şirketlerini buraya yerleşti. Küba'ya anayasa empoze ettik, Irak'ta da aynısını yapıyoruz. Kurtarmaya gittiğimiz Irak'ta, Felluce'nin dörtte üçünü yerle bir ettik. Afganistan'da binlerce kişiyi öldürdük. Yüzlerce kişiyi Guantanamo'ya tıktık.Bush'un terörle savaşı sadece dışarıdaki masum insanları hedef alan bir savaş değil, Amerikalıların özgürlüklerine yaşam standartlarına da yönelik bir savaş. Amerika, etrafı, içeride ve dışarıda insan hayatına değer vermeyen, özgürlükleri umursamayan, toprağı, suyu, havayı ve torunlarımıza nasıl bir miras bırakacağımızı düşünmeyen takım elbiseli haydutlarla çevrilmiş durumdaki Bush'un kıskacı altında." (bbc,12.8.2005)

Robert Fisk'ın Bağdat morgu izlenimleri…

Anayasa tartışmalarıyla meşgul olan ülkedeki güvenlik durumunu irdeleyen Independent gazetesinin ilk sayfasındaki haberin başlığı: ''Bağdat morgunun sırları...' Morga giren Independent yazarı Robert Fisk , kentte asayişsizliğin kol gezdiğini vurguluyor ve izlenimlerini şöyle anlatıyor: ''Morga o kadar fazla ceset getiriliyor ki, yer olmadığından bunlar üstüste yığılıyor. Kimliği belirlenemeyen cesetlerin, yer yetersizliği nedeniyle hemen gömülmesi gerekiyor. Cinayetlerin fazlalığı nedeniyle yetersiz kalan belediye, artık cesetlerin mezarlıklara götürülmesi için araç ve personel sağlayamıyor.''

Fisk, yazısında, geçen Temmuz ayının Bağdat tarihinin en kanlı ayı olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: ''Morga yalnızca geçen ay 1100 ceset getirilmiş. Çoğunun elleri arkadan bağlı, bıçaklanmış, karınları deşilmiş, sopayla dövülmüş, işkenceyle öldürülmüş. Öldürlenlerin 963'ü erkek, 137'si kadın. Ama bu veriler gizli. Korkutucu oldukları kadar utanç verici istatistikler bunlar. Bu kadın ve erkekler, özgürleştirmeye geldiğimiz, ama kaderlerini umursamadığımız insanlar.''(bbc, 17.8.2005)

Bir tiyatro oyunu; “Siyonist gözboyacılığı!”

Guardian yazarlarından Jonathan Steele, yerleşimcilerin tahliyesini bir tiyatro oyununa benzetiyor. Bu konuda, özellikle televizyonların sergilediği haberciliğin, geçen aylarda yapılan daha büyük ve daha acımasız bir tahliye operasyonuyla tezat oluşturduğunu vurgulayan Guardian yazarı, meslektaşlarına şu hatırlatmayı yapıyor: “Buldozerler Filistinlilerin yaşadığı Refah Mülteci Kampı'na girdiğinde İsrail askerlerine duyarlılık eğitimi verilmemiş, ya da sürülen mültecilere otobüs sağlanmamıştı; mültecilere ne tazminat paketi önerilmiş, ne de devlet destekli alternatif konaklama imkanları sağlanmıştı.”

Gazze'den çıkarılan 8500 İsrailli yerleşimciye karşılık, geçen yılın ilk 10 ayında, 13500 Filistinlinin, İsrail'in zırhlı buldozerleri tarafından evsiz bırakıldığını hatırlatan yazar,bu olaylara ve tahliyeye direnen Filistinlilere yardım eden Batılıların öldürülmesine gazete ve televizyonlarda Gazze'nin tahliyesi kadar geniş yer verilmediğinin altını çiziyor.

Guardian yazarı, Gazze tahliyesinin bu kadar geniş izlenmesinin önemini ise şöyle açıklıyor: “İsrail başbakanı Ariel Şaron, Dünya medyasının, yerleşimcilerin ızdırabını görmesini istiyor; böylece, ‘Gazze'den 8500 kişinin tahliyesi bu kadar zorken, Batı Şeria ve Kudüs'teki yaklaşık 400 bin yerleşimcinin tahliyesi imkansız olur' yönünde, düzmece bir izlenim vermeye çalışıyor.

Yerleşimciler için evlerini terk etmek ızdırap verici olabilir ama, çekilme organizasyonu düzenleyicileri için, bu bir tiyatro oyunu.” (bbc, 19.8.2005)

 

 

 

Untitled Document

YENİ YAYINLAR

Sefaletin Yoksulluğu Kovduğu Bir Dünya


Sayfa: 348
Fiyatı: 16 TL

Resmi Tarih Tartışmaları 7


Sayfa: 278
Fiyatı: 14 TL

SEVR BİR ÖCÜ MASALI


Sayfa: 219
Fiyatı: 12 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 6


Sayfa: 451
Fiyatı: 22 TL

:Seçilmiş Yazılar 2

Gıda yardımı alan bir kadın
Seçilmiş Yazılar 2
Sayfa: 336
Fiyatı: 15 TL

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü


Sayfa: 1449
Fiyatı: 47 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5


Sayfa: 198
Fiyatı: 12 TL

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket


Sayfa: 462
Fiyatı: 22 TL

:: Marksist Ekonomi El Kitabı


Sayfa: 685
Fiyatı: 27,50 TL

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri


Sayfa: 411
Fiyatı: 22 TL

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 494
Fiyatı: 25 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3


Sayfa: 373
Fiyatı: 16 TL

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4


Sayfa: 233
Fiyatı: 14 TL

:: ULUSALCILIK

Sayfa: 180
Fiyatı: 10 TL

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 728
Fiyatı: 30 TL

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK
Sayfa: 288
Fiyatı: 12 TL


::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II


Sayfa: 642
Fiyatı: 30 TL
 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003