KAPİTALİZM VE EKOLOJİ
argaiv1858
PDF Yazdır E-posta
Font Size Larger Font Smaller Font
Güncel Yazılar
Pazartesi, 08 Ekim 2012 10:17
Kapitalizm sürekli tüketime dayalı bir sistemdir. Kar elde etmek için sürekli üretmeyi tercih eder. Reklam ve benzeri araçlarla ürünlerini piyasaya sürme eğilimindedir. Kapitalist sistemde yenilenebilirlik önemli değildir.  Kapitalist sistem doğayı sömürü altına almıştır. Emeği sömürmesinin yanında doğaya da darbe vurmaktadır. Nükleer santraller, HES inşaatı doğayı dipsiz mezarlara çevirmektedir.  Kapitalist sistem için insan bedeni, doğa birer meta olabilir. Doğanın sömürüsüne HAYIR demeliyiz. Bugün üç maymunu oynarsak denizlerimiz nükleer enerjinin atıklarıyla dolacak. Gelecek kuşaklar akşam üzeri denizden esintiyle gelen kokuyu bilmeyecekler. Kapitalizmin doğayı sömürüsüne dur demezsek denizin mavi rengi siyaha dönecektir. Toprak kuruyacak ve bir damla yağmura hasret kalacağız. Kapitalist sistem yirminci yüzyılda he şeyi üretime çevirerek yok etmektedir. Ya yarınlarımız ne olacak? Bu sorunun cevabı insanın kanını donduruyor.
Kapitalist sistemin açtığı en büyük yaralardan biri de küresel ısınmadır. Küresel kamusal malların kullanılmasında bedavacılık söz konusudur. Birçok firma negatif dışsallık yaratarak doğayı  zehirlemektedir. Dışsallıklara çözüm bulmak için devlet müdahalesi gerekir. Kapitalist sistem ne kadar da piyasayı savunsa da insanlık ve doğa için gerekli olan merkezi planlamadır. Kapitalist sistem savunucuları firmaların oluşturduğu dışsallıklara karşı önlemler ortaya koymaya çalışsa da bunlar kendi içerisinde çelişmektedir. Örneğin Coase teoremi, oluşacak dışsallıkların  çözümünün piyasadaki aktörlere bırakılmasını savunur. Kyoto Sözleşmesi de, sanayinin doğaya verdiği zararı en aza indirmeyi hedeflese de emperyalist ABD Kyoto Sözleşmesine karşı çıkmıştır.
Kapitalist sistem varlığını devam ettirmek için insanları ve doğayı daha çok sömürmeye devam edecektir. Her geçen gün sömürüsü arttıkça verdiği zararın boyutu da büyümektedir. İnsan DNA'sıyla oynanmaktadır.Doğada kendiliğinden bulunan ve kendini sürekli yenileyen ürünler yok olmaktadır.   Kapitalist sistem küçük çiftçinin yok olmasına neden oldu. Küçük çifçiler kendi ürettiklerini kendileri tüketiyordu. Günümüz Türkiye'sinde buğday üretimi günden güne azalmaktadır. Köyden kentlere göç artmıştır. Kırsal kesim de kapitalist sistemden payını almıştır. Topraktan aşırı rant elde etmek için yapılan uygulamalar toprağı zehirleyip, verimsiz  hale getirmiştir. Birçok temel gıdanın genetiği ile oynanmaktadır. GDO'lu ürünlerin piyasaya sürülmesinin nedeni sistemin organik ürünlere vurduğu darbedir. Günümüzde sömürücü sınıfı organik ürünleri piyasa sürmek amacıyla köylünün toprağını kiralayıp, köylünün emeğini sömürüyor.
Vicdanımızın rahat etmesi için bu sömürüye dur dememiz gerekiyor. Bunu kendimize , topluma ve doğmamış çocuklarımıza borçluyuz. Yoksa başımızı yastığa rahat koyamayız. Hey! size sesleniyorum. Sesimi duyun, bize kulak verin... Kapitalist sistemin göz boyamasına gelmeyin. Size gösterdiği renk cümbüşünün altında karanlık gelecek yatıyor. Doğamız kirleniyor; kanser, vb. hastalıklar artıyor. Geleceğine sahip çık.