HALKLAR İNANÇLARIYLA YAŞAMA TUTUNUR!
İnsanlığın yaşama tutunma araçlarından biri olarak ahlak, gelenek ve dinsel inançlarının emperyalizm çağında nasıl bir istismar aracı olarak kullanıldığı son dönem "Hz. muhammed karikatürleri" ile yeniden gündeme taşınmaktadır.
İnanç; ideolojik, dinsel, ahlaki temeller olarak birer moral ve yaşama dair değerlerdir.Bunların üzerinde oluşturulacak spekülasyon ya da aşağılama bu inanç sahiplerine karşı koyma hakkını verir.İnsanların inançları yaşamı dönüştürme,sorgulama ve müdahale etme araçlarıdır.
Son günlerde ortaya çıkan "karikatür krizi" en temelde ABD ve Avrupa emperyalizminin ulusal-dinsel-ahlaki ve ideolojik değerlere saldırısının bir parçasıdır.Emperyalizmin bu saldırılarının zirvesi olan "karikatür krizi" bundan önce de Irak'ta Ebu Garip cezaevinde Kuran'ın ve yine insanların onur-ahlaki ve dinsel inançlarının ve kimliklerinin aşağılanması şeklinde uygulanmıştır.
Neden,Avrupa böylesi bir sürecin "kurbanı" olmayı seçmiştir.Aslında bu Danimarka özelindeki durum genelde Avrupa ve ABD'nin çok önceleri defalarca ortaya koyduğu ve adına "medeniyetler çatışması" dediği bir durumdur.Bu teoriye göre;Batı (Hristiyanlık), uygarlık ve özgürlük eksenin de bir duruştur.Doğu hakları (İslamiyet) ise henüz medeniyete ulaşamamış uluslardır. Bush'un Irak savaşı öncesi dile getirdiği "haçlı saferi" mantığı da işte bu "medeniyetler çatışması" teorisinin dinsel bir kimliğe bürünmüş halidir.
ABD'nin çok öncelerinde başlattığı bu,dinsel-ideolojik saldırıya son dönem Avrupa emperyalistlerinde de dolaylı-direkt destekler gelmektedir.Emperyalistler için "iyi rejim" ya da "iyi inanç" kendileriyle işbirliği yapan,onlara biat eden ülkeler-sistemlerdir.Özellikle körfez savaşıyla başlayan,Afganistan-Irak işgalleriyle devam eden ve suriye, İran tehditleriyle hedef genişleten emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) eksenindeki hedef ülkelere bakıldığında tamamının müslüman ülkeler olduğunu görmekteyiz.Bu ülkelerde Irak işgali sonrası başlayan direniş, İran'da seçimlerde ABD endeksli liberalleştirme propagandalarına rağmen,radikal bir adayın (Ahmedinecad) cumhurbaşkanı seçilmesi,Suriye'de sürekli tehdit ve Lübnan komplolarına rağmen halkın yönetime sahip çıkması,son Filistin seçimlerinde diplomatik çözüm sürecini destekleyen adayların yerine sandıktan Hamas'ın çıkması, Latin Amerika'da solla çıkış yapan sürece Ortadoğudan islami (radikal,anti-emperyalist nitelikli unusurlarla) bir ek çıkış eşlik etmektedir.Bu durum da BOP kendini ağır ağır zor bir sürece sokmaktadır.
İslami direnişlerin ve iktidar olma süreçlerinin önüne yalnızca silahla uzun süreli durmak mümkün değildir.Bunu halkların manevi inaçları, ahlak ve ideolojik düşüncelerine yönelik saldırı ve aşağılamalarla da desteklemek gerekmektedir.İşte son "karikatür krizi" tamda emperyalistlerin bu mantığının üzerine oturmaktadır.Yani halkların ulusal-dinsel-sınıfsal tüm kimliklerini yok etmek hedeflidir.ABD'nin çok öncelerden başlattığı dinsel aşağılamalarına AB'de "karikatür krizi" ile destek sunmaktadır.(tabi ki tepkilerin bu boyutta olacağı beklenmemekteydi.)Basın özgürlüğüne dayandırdığı bir açıklama ile bu karikatürleri yayınladığını savunan Avrupa basını,neden savaş görüntülerinde ya da kendi devletlerinin sömürgelerindeki işkence- yok etme ve yoksulluk görüntülerinde bu özgürlüğü kullanmamıştır.
Bu krizin özellikle gündeme taşınmasının bir diğer nedenide çok klasik bir yöntem olan "böl-yönet" politikasıyla halkları birbirine karşı savaştırmaktır.Emperyalizm kendisine karşı yükselen,özellikle Irak işgali sonrası artan anti-emperyalist genel çıkışı frenlemek adına dinsel bir hassasiyeti kullanmaktadır.Gerek son yıllarda körüklenen Avrupadaki "yabancı düşmanlığı" gerekse "medeniyetler çatışması" teorisi altında müslüman-hristiyan çatışması emperyalizmin halkların birleşik karşı koyma dinamiğini kırmaya endeksli bir politikasıdır.
Bugün Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) karşısındaki en büyük direnişte müslüman halklar bulunmaktadır.Halkların bu direnişini kırmanın bir yolu silahlı saldırı ve savaşsa,diğer yoluda onların moral değerlerini aşağılamak ve iradelerini engellemektir.Ancak dünyadaki rüzgarlar gerek Latin Amerika'da solun önderliğinde,gerekse de Ortadoğu'daki radikal islamın anti-emperyalist direniş geleneğiyle halkların bu projeyi darbelemesini ve emperyalizm için Ortadoğu'nun bir bataklığa dönüşmekte olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak "karikatür krizi" Avrupalı emperyalistlerin demokrasi havariliğinin de bir iki yüzlülüğüdür.Kendileri için kutsal olan kendi tekellerinin çıkarlarına olan maddi değerlerdir.Onlar için bu değerler kutsal ve dokunulmazdır.Halkın inançları bu çıkarlar uğruna her koşulda istismar edilebilir, aşağılanabilir. Ancak halklar, kimlik-ahlak-kültürel-dinsel ve ideolojik değerleriyle kendilerini var etme mücadelelerinin sahipleridir.Bu değerlerle tüm insanlığı kucaklamakta,bu değerlerle ezilmenin-yokedilmenin-sömürülmenin ve aşağılanmanın karşısında onurlu ve kimlikli bir duruşu sergilemektedir.İnsanlığın kendini var etme mücadelesi emperyalizme rağmen bir moral-değer mücadelesi olarak devam edecektir.
Özgür AYDIN