Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 BAHAR DÖNEMİ DERS PROGRAMI

 

Tarih: 29 Mart Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


GÜNCEL YAZILAR

GENEL TÜKETİM GREVİ İÇİN MANİFESTO

Paul Aries

Tüketim toplumu üzücü, adaletsiz ve imkânsızdır. İnsan soyunun %20’si dünyadaki doğal kaynakların %86’sını tekeli altına almış durumda ve bu ‘klimalı cehennem’ ekosistemlerin yeniden üretim kapasitesinden fazlasını tükettiği için genelleştirilemiyor. Bu nedenle yalnızca insan gibi yaşamak için bazılarının diğerleri ve tüm gezegen üzerinde kurdukları hakimiyete son vermemiz gerekiyor. Bu bir sorumluluk meselesi olduğu kadar ütopya meselesidir de. Yalnız bu seçenek özgürlük gibi değerlerimize tekrar anlam kazandırabilir. Biz doyumsuz ekonomi mantığını ‘daha az mal, daha fazla insan ilişkisi’ ile yaşama gayesiyle karşılaştırmak istiyoruz. ‘Kullanımın bedava, kötüye kullanımın pahalı’ olduğu bir siyasi proje inşa etmek hem çevre ve toplum meselelerini çözmeye yarar, hem de siyasetin geri dönüşünü görmemizi sağlar. Sadece bir ‘genel tüketim grevi’ yaklaşımı kötülüğümüzden ve her şeyin yıkımından nemalanan küçük güçlü azınlığa karşı en zayıf kesime iktidarı geri verebilir.

Genel işçi grevi fikri XX. yüzyılda kol gezmekteydi. Fakat buna günümüzde artık kim inanıyor? Genel işçi grevinin birçok eksiklikleri vardı, ama sadece başarısızlıklarını hatırlamak saçma olur. Aslında genel işçi grevi efsaneleşmiş durumda ve bu efsanenin ruhunda hem eyleme hem de kaçınılmaz başarısızlığa yer var. Hiper-kapitalizmin çetinliği ve yeni yönetim araçları çalışanları susturuyor ve birçok insan işsizlik ve açlık tehdidiyle grev yapamaz durumda. Ayrıca genellikle taleplerimiz ve özgürlük hayallerimiz arasında çok büyük fark var.. İşte bu yüzden bugün bazı insanlar bir tüketim grevi yapılabilir diye düşünüyor.

 

Genel bir tüketim grevi nasıl olurdu? Hükümete ve işverenlere karşı kolektif talepleri ile gerçek bir sosyal hareket olabilirdi. Bu grev sade bir hayatın sürdürülmesi ya da hedefleri iyi belirlenmiş bir boykot olmaz, kolektif olarak tüketici olmayı reddetmek olurdu.

İşçi tüketim toplumuna zihnen değil daha çok maddi olarak bağlanmış durumdadır. Onu işinin başına döndüren işine olan sözde aşkı değil zorlu (belki de imkânsız) ay sonunu getirme mücadelesidir. Buna rağmen hiper-kapitalizm tüketiciyi tüketim toplumuna bağlayacak maddi yapıyı henüz icat etmedi. İnsanları tüketimi durdurmaktan alıkoyan şey maddi yükümlülükleri değil aslında tüketimden duyulan sahte zevktir. Yoksa kapitalizm bir insanı ihtiyaçlarından ve zaruri tüketiminden fazlasını almaya nasıl zorlayabilir? Bir işçi grevinde zaman grevcinin aleyhine işlerken tüketim grevinde ise lehine işler. İşçilerin üretmeyi reddederek kaybettikleri güç (bir işçi grevinin derinlerdeki anlamı budur) tüketici olarak kalmayı reddeden tüketicilerle tekrar kazanılabilir.

Bir genel tüketim grevi hiç şüphesiz tutarlı bir sivil itaatsizlik stratejisini taçlandıracaktır. Çünkü birincisi, tüketimin mutlak emirlerini ihlal edecektir; böylece sistemin en hayati ve kutsal parçası darbe alır. İkincisi devlet ve işverenlere karşı gerçek insani ihtiyaçların tatmin edilmesine dayalı başka bir yasal normlar hiyerarşisini zorlayacak sosyal bir hareket olabilir. Tabii ki bu bir hazırlık, seferberlik, temsiliyet ve müzakere gerektiriyor.

Geleceğin sabık tüketicileri bu silahı kullanmayı öğrenmek zorundalar. Her Kasım’da “hiçbir şey almama günü”nü kutlayarak. Rahat anlaşılır, kolaylıkla zafere ulaşabilecek basit talepler etrafında eylemler düzenleyerek. Anlaşılması daha zor amaçları olan fakat kapitalizmden kurtulmak için elzem olan genel grevler düşünerek. Genel tüketim grevinin bir diğer avantajı hedefi yolundan saptırmamak olacaktır zira tüketim dünyasının dışına çıkmak bu devrimin hem başlangıcı hem de sonu olacak.

Fordizm içinde kaldığımız sürece kapitalizm her gün uzlaşımıza ihtiyaç duyar. Bundan çıkmanın tek yolu kolektif iktidarı en zayıf olana verecek bir genel tüketim grevidir. Daha güzel bir yaşam arzumuzu tatmin etmek istemeyen bu rakip karşısında mümkün olduğunca direnmemizi o sağlayacaktır. En iyi ihtimalle ise zayıfları birleştirip, birinin diğerleri ve tüm gezegen üzerinde hakimiyetinden beslenenleri bölebilir.

Kendimizi kandırmayalım: sistem karşılık verecektir. İstihdam ile şantaj yapacak, işten atma ile tehdit edecek; dükkân sahipleri fiyatları düşürerek tüketiciyi manipüle edecektir. Neyse ki üretim sistemi akıcı değil de, sadece ihracat ve zenginler için üretmek zaman alır. Her sosyal hareket gibi genel tüketim grevi de aslında bir irade savaşı yaratmaktır. Muhtemelen ilk önce yenilecek. Tekrar hiper-tüketim furyası görülecek. Ama zamanla filizlenecek bir tohum da kalacak. Başka bir tüketim grevi başlayacak. Muhtemelen başarısızlıklardan çok şey öğreneceğiz. Bu greve yönelik eleştiriler çok da yerinde değil çünkü başarıdan emin olmamak asla teslimiyeti mazur göstermez. 

Dahası herhangi bir grev sistemin mekanizmasının en derinlerini teşhir edeceği için de kolektif bir katarsis olacak. Üzerimizde çok önemli özgürleştirici etkileri olacak bu teşhirden sonra normale dönmek bu yüzden çok zor olacaktır. Her grev zorunlu olarak bilindik taleplerle başlar ama hızla uzlaşılmaz taleplere doğru ilerler. Aslında mesele yabancılaşmayı giderici bir sürece fırsat tanıma meselesidir. Tüm grevler gibi tüketim grevi de sosyal başarıları hedefleyecek fakat aslında bunun çok ötesine ulaşacaktır. Nasıl daha yüksek ücret için greve çıkan bir işçi başka bir varoluşu da yaşarsa. İşte bu yüzden işe dönmek her zaman zor olur. Bu nedenle başarıya ulaşmış da olsa grevi nasıl bitireceğimizi bilemeyiz. Bahse girerim farklı bir hayatı tattıktan sonra tekrardan basit bir “tüketim mahkûmu”na dönüşmek de bir o kadar zor olacaktır.

Bu genel tüketim grevi, kullanımın suistimale, karşılıksız vermenin rüşvete galip geldiği bir eylem türü olmalıdır. Ücretsiz toplu taşıma, ücretsiz sosyal barınma, tüketim seviyesine dayalı olarak farklı fiyatlandırma için, herkesin şerefiyle yaşayabileceği genel bir geçim gelirini sağlamak için greve çıkacağız; gezegeni mahvedenlerin daha fazla ödemesini, reklâmların daha az alan kaplamasını, gelire üst sınır koyarak servetin tekrar paylaştırılması vs sağlamak için greve çıkacağız. Bunu açlık grevi gibi düşünmek tüketimin ne olduğunu anlamamak demektir. Tüketim grevi tüketici olmayı, sisteme ait bir insan olmayı reddetmek demektir. Hedef hayatlarımızı tehdit etmek değil, hiper tüketim toplumumuz zaten biz olmadan da bunu çok iyi beceriyor. Tam tersine hedef bundan sonra tamamen varolmayı, bir emekçi ve tüketim mahkûmu olarak değil, kapitalist piyasanın kölesi olarak değil, kullanımı kendi kontrolünde olan bir kullanıcı olarak yaşamayı öğrenmektir.

Uzun süredir unutulmuş olan kullanımı yeniden keşfetmek için kolektif zekâmıza güvenelim. Hemen şimdi kendi tüketimimizi düşünelim ve minimalist bir yaşam tarzı benimseyerek mümkün olabildiğince az tüketmeyi deneyelim. Fakat bu yurttaş eylemini dini, ahlaki ve otoriter bir şekle dönüştürmek isteyen sofulara da dikkat edelim. Eylemin ölçek ve tutarlılık açısından genişlemesi için kolektif hassasiyetimize güvenelim.

Elbette bu genel grev hiper-kapitalist sistem için hayati olan bazı ürünlerin (sadece ekonomik ürünlerin değil aynı zamanda TV haberleri ve birçok gazeteler gibi ideolojik ürünlerin) boykotunu gerekli kılacaktır. Sonuçta grevciler kapitalizm tapınaklarından (süpermarketler) alışveriş yapmayı (zaruri ihtiyaçlar için bile) sürdürürse tüketim grevi çok da anlamlı olmayacaktır.

Bahse girerim bu genel tüketim grevine çağrısı yakında karşılığını bulacak ve genel işçi grevi efsanesinin yerini alacaktır. Gerçekten umutlarımızı birleştirmesine ve eylemimizi teşvik etmesine ihtiyacımız var. Bu anlayış bizi gerçek gücün cüzdanlarıyla oy kullanan tüketicilerin sahte gücü değil, - grevdeki işçilerin üretici olmayı reddederek siyasi bir yaşamı benimsemesi gibi - tüketmeyi reddeden yurttaşların gücü olduğunu fark etmek zorunda bırakır.

 

Çeviri: Uğur Günsür

 

 

 

 

 

Untitled Document


ÖZGÜR ÜNİVERS
İTE İSTANBUL 2008 BAHAR DÖNEMİ DERS PROGRAMI

:: YENİ YAYINLAR

:: Marksist Ekonomi El Kitabı

: Küresel Kapitalizmi Muşrulaştıran Söylemler

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3

:: V. ENTERNASYONAL İÇİN...

:: ULUSALCILIK

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK

::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II

 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003