‘Lan’ eşek demektir
Adil Okay
Bir lan tartışması aldı başını gidiyor. Televizyonda ciddi ciddi açık oturumlar yapılıyor. Argo sözlük yazarları, Türk dili uzmanları lan’ı yorumluyor. Türkçeydi değildi, argoydu değildi. Hakaretti değildi v.b.
Basında ‘Lan’lı konuşma başbakana yakışmadı’ görüşü ağırlık kazanırken, AKP yalakacıları Lan’ı masumlaştırmak için fikir üretiyorlar.
Kapalı kapılar arkasında pazarlıklar, tehditlerle birlikte sürüyor. Canı yanmış çiftçi, kuyuya attığı taşın bu kadar ses getirmesinden korkup çark ediyor. Çiftçi korkup çark etse de Halkevleri üyeleri Mersinin onurunu kurtarıyor. Yumurtalı protestolarını mahkeme salonlarında da göğüslerini gererek savunuyorlar.
Halkevleri AKP’nin çok övündüğü ekonomik büyümenin asıl yaratıcısı olan, ama yaşam koşulları gittikçe kötüleşen işçinin, köylünün sesi oluyor.
Mersin halkı memleketi karış karış satan, muhalefete satarım ‘Lan’ diyen AKP iktidarına karşı tepkisini yumurtalı eylemle ortaya koyuyor. Bu eylem kimilerinin dediği gibi münferit değildir. Sokaktan geçen iki adamdan biri ‘İyi oldu, Tayyib Erdoğan yumurtayı hak etmişti, bu hükümet sadece kendi yandaşlarını kalkındırdı, zengini daha zengin yaptı’, işçinin, köylünün, memurun hele hele işsizin sorunları çözülmedi, ağırlaşarak sürüyor diyor.
Öyle ya ‘ekonomik büyüme, kalkınma masalları’ mutfakta tencereye giren aş olmuyor. Geçen süre içinde halk yaşam standartlarının yükselmediğini, tersine düştüğünü görüyor, yaşıyor.
Mersin’de başbakanın gelişini heyecanla bekleyen bir de yalakalar ordusu vardı. Haydi, AKP’lileri anladık da, partili olmayan basın mensuplarına, bazı ‘Sivil Toplum Örgüt! temsilcilerine, (Demokratik Kitle Örgütleri değil) bürokratlara, iş adamlarına ne oluyor diye sorular dolaşıyor kafalarda. Neden mi, nedeni açık. Çıkar ilişkisi. Kişisel çıkar beklentisi. Her devrin adamları, kolaylıkla yön değiştiren renksiz, yönsüz, kişiliksiz insanlar, emekçinin çıkarlarını düşünmez elbette. Kimi, belki bir ihale kaparım diye düşünürken, diğerleri seçimlerde milletvekilliği, belediye başkanlığı, azalığı düşlüyor. Kimi anne babalar da kızları, oğullarının tayini için el etek öpüyorlar.
Bir kör dövüşü sürüyor memlekette.
Gazeteler çarşaf çarşaf ‘Lan’ tartışması yaparken, Diyarbakır’ın kulp ilçesinde, toplu mezarda bulunan kemiklerin DNA test sonuçları sessizce geçiştiriliyor. Oysa böyle bir haber ülkeyi ayağa kaldırmalı değil mi? Susurluk, Şemdinli gibi. Uğur Mumcu’nun katledilmesinde gösterilen duyarlılık bu olayda da gösterilmeli değil mi? demokratlığın doğusu batısı olmamalı. Ama basın ‘Lan’la uğraşmayı tercih ediyor. Gösterilen tepkiler haklıydı tabi. Aynı tepkiyi ben de gösterdim. Türkiye Cumhuriyeti başbakanının bu üslupla hem kendini hem ülkemizi rezil ettiğini düşünüyorum. Ancak bu ilk değildi. Ve AKP hükümeti ülkemizde çok daha ciddi, tamiri mümkün olmayan icraatlarla memleketi rezil rüsva etmişti zaten. Irak savaşı başlamadan tezkere tartışmalarını, İskenderun limanının ABD ordusuna satılışını, TÜPRAŞ’ın hukuksuz bir biçimde sermayeye peşkeş çekilmesini v.b. anımsayın.
LAN eşek demektir
Basında ‘lan’ tartışmaları, kelimenin etimolojik kökenine giden araştırmalar bir sonuç vermemişe benziyor. İzlediğim kadarıyla bu kelimenin Fransızca kökenli olduğu ve eşek anlamına geldiğini kimse yazmadı. Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde Fransızca konuşmanın moda haline gelmişti. Daha sonra birinci dünya savaşı sırasında güney illerini işgal eden Fransız ordusu bu bölgede uzun süre kaldı. Özellikle Hatay’da 1939 referandumuna kadar Fransızlarla Hatay halkı iç içe yaşamıştı. Bu dönemde Fransızların sık kullandığı L’ane (lan okunur) yani eşek kelimesi Türkler ve Araplar arasında da kullanılmaya başlanmıştı. Aynı zamanda L’ane, budala, aptal, bilisiz anlamına gelir. Dikkat ederseniz bu kelime en çok güney illerimizde kullanılır. Adana’da kavga esnasında ağızdan çıkan ilk kelime ‘lan’dır. Yani Fransızlar işgal ettikleri ülke halklarına sadece ‘Je T’aime’ i öğretmemişlerdir. ‘Lan’ı ve ‘Lan’lığı da taşımışlardır.
Sonuç olarak ‘Lan’lığı bırakıp ülke sorunlarına eğilmek gerekir diyorum.
adilokay@hotmail.fr