İNCELİK, GÜZELLİK, GENÇLİK
Cengiz Başkaya
Çağımız
insanı tarihte hiç olmadığı ölçüde bedenine yönelmiş durumda.
Kimliği oluşturan en önemli ve neredeyse tek unsur kişinin
vücudu. Toplumsal kültürü etkileyen araçlar incelik (bedensel
zayıflık), güzellik ve gençlik kavramlarını birer mit (efsane)
durumuna getirdi. Gazete ve dergiler, televizyon, reklamlar,
sinema filmleri, diziler, klipler, bilbordlar sürekli olarak bu efsaneyi besliyor. Gerçekçi olmayan standartlar
yaratıldı. Özellikle kadın güzelliğinde sıskalık ölçüsünde
zayıflık esas kabul edildi. Kadın dergileri, genç kızlara
yönelik yayınlar, sürekli olarak olağan dışı zayıf modelleri
lanse ederek sürekli bir arayışı tetikliyor. Aşırı zayıflığın
neden güzellik ölçüsü olduğu sorgulanmaz duruma geldi. Bugün
kadınların imrenerek seyrettiği mankenler ortalama sağlıklı
kilonun yaklaşık % 23 altındadır. Burada zayıflık ölçüsünün
gittikçe aşağı çekildiğine dikkat etmek gerekir. Bundan
40 yıl önce de mankenler ortalamanın altında kiloda idi
ama fark sadece % 8 di. 1970 lerde sıska manken Twiggy’nin öne
çıkarılması yeni eğilimin ölçüsü sayılabilir. Twiggy aslında hastalık derecesinde zayıf, kalça ve göğüsleri neredeyse
olmayan sıska mankenlerin sembolü haline geldi. Anadolu’da
bu tür vücut yapısı kabul görmez. Kadınların ağır işlerin
üstesinden gelebilmek ve dayanıklılık için güçlü kuvvetli olmaları zorunludur. Twiggy benzeri kızlar için yergi yollu bir söz vardır; “İki
değneği çatmışlar, avrat diye satmışlar.”
Ortalama
sağlıklı vücut ağırlığının neredeyse dörtte biri daha zayıf
modeller neden örnek sayılıyor? Burada amaç kadınların önüne
hiç ulaşılamayacak hedefler koymaktır. Ortalama nüfus içinde
kedi yürüyüşlü mankenlerin kilosuna inme şansı tüm zorlamalara
karşın % 7 den yüksek değildir. 17-34 grubundaki kadınların
ancak % 1’i idealize ettikleri
top modellerin ölçülerine ulaşabilir. Aslında normal kilonun
çok altında inebilmek ve bu formu sürdürebilmek için mankenler
de ağır bedeller ödemekte, ünlerini aç kalarak ve ruhsal
sorunlarla boğuşma pahasına sürdürebilmektedirler.
Medya
ve reklam sektörü tarafından bilinçleri saptırılmış insanlar
sürekli arayış içinde. Şişman olmak zaten facia sayılırken
normal vücut ağırlığı da hoşnutluk sağlamaz. Hep daha zayıf olmaya çabalamalısın ve bu çabanın
hiçbir zaman sonu gelmeyecektir.
13
yaşındaki kızların yarısının vücutlarından hoşnut olmadıkları
belirlenmiş. 17 yaşına gelindiğinde ideal ölçülere sahip
olmadığı için yakınanların oranı % 80 e çıkıyormuş. Sonuç
ise özgüvenin zedelenmesi, depresyon, bitmek tükenmek bilmeyen
sağlıksız diyet denemeleri. Aç kalarak zayıflamaya çalışma,
öğün atlama, aşırı egzersiz, yediklerini zorlayarak çıkarma
ilk akla gelen yöntemler. Ayrıca ishal yapıcı ilaçlar ve
reklamlarla lanse edilen sayısız diyet ürününün tüketilmesi
söz konusu.
Diyet
endüstrisinin dünyadaki cirosunun 100 milyar dolardan fazla
olduğu tahmin ediliyor. Diyet uygulama yaşı 9 yaşındaki
kız çocuklarına kadar inme eğiliminde. Zaten kızlarda zayıflama
arzusu çok küçük yaşta oluşturuluyor. Dünya oyuncak endüstrisinin
sembollerinden Barbie üzerinde
durulmaya değer bir ikon. Barbi oyuncaklarındaki vücut ölçülerine sahip bir kadın düşünülemez. Bu ölçüde ince ve güçsüz bir bel vücudun üst bölümünü
taşıyamaz. Barbi’nin karın boşluğuna
karaciğer, mide ve barsakları sığdırmak mümkün değildir. Ölçüyü bu kadar kaçırır ve gerçek
dışı standartlar belirlerseniz asla ulaşılamayacak hedefler
için sürekli harcayan tüketiciler oluşturursunuz. Medya aktivisti Jean Kilbourne’nin deyimiyle milyarlarca insan magazin dergileri
ve televizyon reklamları tarafından medya endüstrisine satılmıştır.
ABD
de yapılan bir araştırmada televizyon dizilerindeki kadınların
çoğunun düşük kilolu, sadece 20 de birinin ortalama kilonun
üstünde olduğu belirlenmiş.
Kilo
vermek isteyenlerin sadece % 30’u normal kilonun üstündekiler.
Genç kızların iştahlarını kontrol etmek için başvurdukları,
sonuçları son derece zararlı bir yöntem de sigaraya başlamaktır.
Kadınların
baş korkuları arasında bedensel çekiciliklerini yitirmek
ve yaşlanmak geliyor. Çünkü güzel ve çekici olmak şart,
yaşlanmak ise kabul edilemez ve adeta utanılacak bir durum.
Artık yaşlılık doğal bir süreç olmaktan çıkıp, engellenmesi,
en azından gizlenmesi gereken bir olgu sayılır oldu. Ağaran
saçlar sürekli boyanmalı, yılların izlerini taşıyan yüz kırışıkları abartılı makyajlarla kapatılmalı,
gevşeyen cilt bölümleri mümkünse ameliyatla gerdirilmelidir.
Vücut yağlarını sözde eriten aletler, kremler, güya sellülitleri gideren pomadlar satın alınır.
Çünkü bilinç sapmıştır. Zayıflık, gençlik ve güzellik efsanesinin
dışına düşme tehlikesi söz konusudur. Genç kalmak zorunlu
sayıldığından yaşlananlar özgüvenlerini yitirmekte, mutsuz
olmaktadırlar. Yaşlanabilmenin aslında bir başarı sayılması
gerektiği unutuluyor. Yaşlıların sahip oldukları deneyim
önemini yitiriyor. Onlar akıl danışılacak büyükler değil,
gençliklerini yitirdikleri için değersizleşen varlıklardır.
Genç kız ve kadınlara yönelik dergilerde kilolu örneklere
rastlanmadığı gibi yaşlı kimselerin resimleri de pek görülmez.
Orada yapay ve gerçek dışı bir dünya oluşturulmuştur. Aslında
kimse kusursuz sayılamıyacağından modellerin resimleri üzerinde oynanarak
kusurlar giderilir. Filmlerde ışık oyunları, çekim hileleri
ile aktristlerin olduklarından daha zayıf, daha uzun boylu görünmeleri
sağlanır, aşırı makyaj uygulanır. Günümüz medyasında sıradan
(normal) insana adeta yer yoktur.
Yerleştirilen
yanlış standartların sağlıklı bir eleştiri ile gözden geçirilmesi
gerekiyor. Kimliğin sadece bedenle değil, başka birçok özellikle
belirlendiğini unutmamalıyız.