Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 GÜZ SEMİNERLERİ

 

Tarih: 7 Haziran Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


 
GÜNCEL YAZILAR

“Londra bombalamaları barbarca, ya Irak'takiler?”
Robert Fisk

Irak'taki direnişle savaşırken, direnişin bizi vurmayacağını düşündüren ne acaba? Usame bin Ladin son video kasetlerinden birinde, “Bizim şehirlerimizi bombalarsanız, biz de sizinkileri bombalayacağız.” demişti.

Dedikleri gibi de yapıyorlar. Tony Blair'in, George Bush'un “teröre karşı savaşına” ve Irak'a müdahalesine katılmaya karar vermesinden beri İngiltere'nin hedef olacağı çok aşikârdı. Dedikleri gibi uyarılmıştık. G-8 zirvesi kasıtlı olarak seçildi, saldırı günü olarak seçildi. Ve, Blair'in bize dün, “Sevdiğimiz şeylere zarar vermekte asla başarılı olamayacaklar.” demesinde bir fayda yok. Onlar bizim sevdiğimiz şeylere zarar vermeye çalışmıyor. Onlar Blair'in Irak'tan, Birleşik Devletler ile müttefiklikten ve Bush'un Ortadoğu politikalarına gösterdiği sadakatten çekilmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. İspanyollar Bush'a verdikleri desteğin bedelini ödedi -ve İspanya'nın müteakiben Irak'tan çekilmesi Madrid bombalamalarıyla bu hedefleri amacına ulaştı. Bali'de de Avustralyalılar acı çekti. Tony Blair'in dünkü bombalamaları “barbarca” olarak nitelemesi kolay -elbette öyleler- ancak 2003 yılında İngiliz-Amerikan işgali altında Irak'ta öldürülen sivillere, misket bombalarıyla paramparça olmuş çocuklara, Amerikan kontrol noktalarında öldürülen sayısız masum insanlara ne demeli? Onlar öldüğünde, bu “savaş zayiatı”; “biz” öldüğümüzde “barbarca terörizm”.

Irak'ta direnişçilere karşı savaşırken, onların bizi vurmayacağını düşündüren nedir acaba? Bir şey kesin: Eğer Tony Blair gerçekten Irak'ta “teröre karşı savaşın” İngiltere'yi daha etkin koruyacağına inanıyorsa, -buraya gelmelerine olanak sağlamak yerine onlarla orada savaşın- Bush'un sürekli savunduğu gibi bu argüman artık geçerli değil. Dünyanın İngiltere'ye odaklandığı sırada bombalamaların G-8 zirvesiyle aynı zamana gelmesi çok dahiyane bir şey değil. Bush ile Blair'in el sıkışacağı merkeze yakın bir yerde 30'dan fazla kişinin bombalarla katledilmesi çok sürpriz değil. G-8 zirvesi bombacılara hazırlanmaları için gerekli tüm zamanı verdi. Dün gördüğümüz türde koordine edilmiş bir sistemle bombalı saldırıların planlanması aylarca almış olmalı -güvenli evler seçmek, patlayıcıları hazırlamak, hedefleri belirlemek, güvenliği sağlamak, bombacıları seçmek, zaman, dakika, iletişimi planlamak (uzaktan yönlendirilen mobil telefonlar). Koordinasyonlu ve kompleks planlama-ve masum yaşamlara yönelik ayrım yapmayan saldırı-el Kaide'nin stilini yansıtıyor. Ve şu gerçeği ifade edelim ki, G-8'in başlangıcı, böylesine önemli, böylesine kanlı bir gün, güvenlik servislerimizin başarısızlığını ortaya koydu. Irak'ta kitle imha silahı yokken var olduğunu iddia eden aynı istihbarat “uzmanları” ne yazık ki plan aşaması aylarca süren ve Londralıları öldüren bu hain planı ortaya çıkarmada başarısız oldu.

Trenler, uçaklar, otobüsler, araçlar, metrolar... Ulaşım, el-Kaide'nin karanlık sanat bilimi olmuş görünüyor. Hiç kimse her gün seyahat eden 3 milyon Londralıları arayamaz. Kimse her turisti durduramaz. Bazıları Eurostar'ın el-Kaide'nin hedefi olacağını düşündü- emin olun bunu düşünmüşlerdir ancak ortak otobüsler ve metrolar varken neden başka hedefe yönelsinler ki? Ve gelelim, bu kâbusu uzun zamandır bekleyen İngiltere'nin Müslümanlarına. Şimdi her bir Müslüman “olağan şüpheli”, kahverengi gözlü her kadın ya da erkek, sakallı erkek, başörtülü kadın, tesbihli genç ve ırkçı muameleye maruz kaldığını söyleyen genç kız. 11 Eylül yaşandığında ABD hava sahasını kapattığı için uçağım İrlanda'ya geri dönmüştü. Ben ve uçak personeli herhangi şüpheli bir yolcu bulmak için nasıl da uçak kabinlerinde gezmiştik ve ben bir düzine şüpheli bulmuştum, elbette kahverengi gözlü, uzun tesbihli tamamen masum insanlardı. Ve emin olun, birkaç saniye içinde dostane, liberal ve hoş Robert, Usame bin Ladin'e bir anti Arap ırkçısına dönüştü. İngiliz Müslümanlarını Müslüman olmayan İngilizlerden bölmek (Hıristiyanlar diye isimlendirmeyelim) ırkçılığı cesaretlendirecektir. Ancak sorun burada. İngiltere'nin düşmanlarının “sevdiğimiz şeyleri” yok etmesini engelliyormuş gibi yapmak ırkçılığı teşvik eder. ABD başkanlık seçimlerinden önce bin Ladin sormuştu: Neden İsveç'e saldırmıyoruz? Şanslı İsveç; ne bir Usame bin Ladin'i var ne de bir Tony Blair'i. (The Independent'ten bbc, 8.7.2005)

İran'dan tepki: “İngiltere ektiğini biçti!”

Başkent Tahran'da Cuma hutbesinde konuşan Ayetullah Muhammed İmam Kaşani Amerika, İsrail ve İngiltere'ye ağır eleştiriler yöneltti. Kaşani El-Kaide'nin Amerika başkanı George Bush ve İngiltere başbakanı Tony Blair tarafından meydana getirildiğini iddia etti: “Bu gayrimeşru çocuğu siz, İslam adına siz doğurdunuz. Bu nedenle babası, Beyaz Saray'ın küresel kibri, annesi de İsrail celladı olan bu çocuğun geleceğinin ne olacağını kestirmek zor değil. Ve siz onu ‘İslam' olarak adlandırdınız. Böyle bir çocuğun alınyazısı belli; sizin niyetiniz de açık. Siz onu bize acı çektirmek için doğurdunuz; fakat, Allah'ın izniyle o, sizin belanız oldu.

İran'ın etkin danışma üyelerinden Muhammed Kaşani İngiltere başbakanı Tony Blair'i barbarca davranmakla suçladı. Kaşani Blair'i, İran'a karşı herhangi bir komployu desteklememesi yolunda uyardı. Londra saldırılarıyla ilgili olarak; “İngitere ektiğini biçti!” dedi: “Saddam Hüseyin'i getirdiğinizde de aynısını yaptınız, onu bize karşı silahlandırdınız; ancak, hala Irak bataklığına saplı kalmış durumdasınız, kurtulamıyorsunuz. Size ders olmalı yaşananlar. Eğer biraz aklınız varsa, üçüncü bir komplo tekrarlamazsınız. Bakın, bu eylemlerinizin sonucu; bu durumu siz yarattınız ve onu ‘İslam' olarak adlandırdınız. Gerçekte bu ne İslam'dır, ne din ve inanç, ne insaf ve de İnsanlık; bu sadece içinizdeki barbarlıktır!” (bbc, 8.7.2005)

Tony Blair'e…

Sunday Times gazetesinin yazarlarından Simon Jenkins de İngiltere Başbakanı Tony Blair'e şu satırlarla sesleniyor; "Tony Blair, Londra'yı bombalamanın, İslam karşıtı duyguları körüklemekten başka bir işe yaramayacağını söylüyor. Son derece de haklı. Peki söz konusu olan Irak'ın bombalanması olduğunda niye aynı mantığı yürütmüyor? "Londra'ya yönelik saldırıları, teröre karşı küresel savaşla ilişkilendirmesi, Blair'i son derece tehlikeli sulara sürüklüyor. İngiltere'nin Araplara demokrasi getirmek için savaşmasını soylu bir savaş olarak görüyor. "Ama birileri de Londra'ya İslam'ı getirmek istediğinde bu terör oluyor. Tamam, ikisinin aynı şey olmadığını biliyorum. Ama unutmayın ki, teröre savaş statüsü kazandıran kendisiydi. "İşte bu yüzden, düşmanı da terörü savaş olarak kabul etmeye başlayınca, şikayet etmeye hakkı yok." (bbc,10.7.2005)

  ‘Litvanyalı kadınların AB'deki konumu; fahişelik!'

Geçen yıl AB'nin üyeliğe resmen kabul ettiği 10 ülkeden biri olan Litvanya, katılımı takip eden günlerin yeni ekonomik fırsatlarla dolu olacağının sevincini yaşıyordu. Bu, Batlık ülkesinin,yakın geleceğe ilişkin pembe hayalleri arasında AB'nin geri kalanına fuhuş için satılan Litvanyalı kadın sayısının aniden çığ gibi artacağı yoktu; ama ne var ki, kadın ticaretinin kesin rakamları bilinemese de, Batı Avrupa'nın genelevlerine şu sıralarda yılda en az 1500 Litvanyalı kadının satıldığı tahmin ediliyor. Talep en çok İngiltere'den. Litvanya'da bu durumu araştıran bbc muhabiri Jill Mc Givering, kadınların bir çoğunun, akrabaları ya da arkadaşları tarafından fuhuşa sokulduğunu anlatıyor: “Litvanya ‘nın başkenti Vilnius'da gayet şık bir kafedeyiz. Cadde üzerinde gözalıcı butikler dizili. AB'ye katılımla artan ticaret ve insan dolaşımı Litvanya ekonomisinin yüzünü ziyadesiyle güldürmüş. Fakat madalyonun bir de karanlık yüzü var; geçen yıldan bu yana Batı Avrupa, en başta da İngiltere'ye fuhuş amacıyla satılan Litvanyalı kadınların sayısı uluslar arası göçmen örgütünün istatistiklerine göre, neredeyse bu sayı üçe katlanarak artmış.Göçmen örgütünün sözcülerinden Odra Spavisyan, “Sayılar bir yana endişe uyandıran başka yenilikler de var” diyor: “Yeni trend, daha çok sayıda kadının çocukluk arkadaşları, ya da eski okul arkadaşları veya yaşadıkları köydeki komşuları hatta akrabaları tarafından satılıyor oluşu; yani karşımızda duran tablo, göründüğünden daha da çirkin. En güven duyduğunuz kişiler sizi satabiliyor.”

Saklandığı evde kendisini ziyarete gittiğimiz bir kadın, geçen yaz bir çocukluk arkadaşı tarafından kadın tüccarlarına satılmış. Bir yıl boyunca yabancı bir genelev sahibinin kendisini sürekli dövdüğünü, kazancının çoğuna elkoyduğunu anlatıyor. Kaçıp Litvanya'ya geri döndüğü zaman eski dostu, kendisini ele vermiş. Şimdi, korku içinde herkesten saklandığını anlatıyor.

Kadınları fuhuşa zorlayan çete üyelerinin yakalanıp mahkum edilmesi çok zor olabiliyor; kurbanlarının,yani ticareti yapılan kadınların ortaya çıkarak çeteyi ifşa ettiği durumlarda dahi… Fakat çete üyelerinin hapsi boyladığı durumlar da yok değil. Başkent Vilnius'dan hemen hemen iki saat uzaklıkta Litvanya'nın en yoksul bölgelerinden birinde yer alan Elitas kentinde bir cezaevinde,demir parmaklıklar boyunca yürüyoruz. Burada, genç kadınların ticaretini yapmaktan suçlu bulunan Haraldas adındaki adam 2.5 yıl hapis cezasını çekiyor. Sattığı 20'ye yakın kadından her biri için kendisine 1000- 3000 dolar arasında ödeme yapıldığını söyleyen Haraldas, yanımızdaki çevirmen aracılığıyla, kadınları nasıl kandırdığını anlatırken, “Bu ticaret, giderek büyüyecek,başka çaresi yok!” diyor: “Arabana binip bir köye gidersin diyelim. Yolda bir adamı çevirip sorardım, ‘Burada iş arayan genç kızlar var mı?' diye. Tanışıp, biraz konuşurduk. Önce Litvanya'da bir iş önenirdim kızlara. Sonra, ne bileyim güzel bir yere davet ederdim, ya da bir partiye çağırırdım. Ya, ‘Yurt dışında çalışmaya ne dersin?' diye sorardım; işte o zaman onlar da ‘Evet!' derdi. Bence bu iş hiç kuşku yok ki, giderek büyüyor ve böyle de devam edecek. Bunu durdurmanın tek çaresi, belki Litvanya'da fuhuşu yasallaştırmakla olur; yoksa buradaki yoksul, sorunlu ailelerden gelen genç kızların yurtdışında genelevlere satılmasını önleyemezsiniz. Ben bunu gözlerimle gördüm. Hatta artık bir baba olarak beni de kaygılandırıyor durum; çünkü küçük bir kızım var, başına böyle bir şey gelsin istemem.”

İngiltere ve Litvanya arasındaki dev ekonomik uçurum aşikâr ve Litvanyalılar AB'ye üyelikten bu yana İngiltere'ye, pasaporta dahi gerek duymadan kolayca seyahat edebiliyor,çalışma izni alabiliyorlar. Görüşlerini aldığımız İngiltere polis yetkilileri, AB dahilinde ülkeye giriş ve çıkışlar yoğun bir kontrolden geçirilmediği için bu genç kadınların izini sürmenin çok zor olduğuna dikkat çekiyorlar. Yetkililer kadın ticaretiyle AB üyeliği arasında doğrudan bir ilişki olduğundan kuşku duymadıklarını da belirtiyorlar. Litvanya televizyonunda,bu sorunu kamuoyuna duyurmak amacıyla özel ilanlara bile başlandı; fakat birçok kadını, en yakın arkadaşları ya da akrabaları tarafından kandırılıp satılabileceklerine ikna etmek göründüğü kadar kolay değil. Elitas kenti sokaklarında bbc mikrofonlarına konuşan çoksayıda genç kadın, “Fuhşa zorlanmak benim başıma asla gelmez” diyor. Ve binlercesi Batı Avrupa'da dahi güzelbir işin hayali peşinde. (bbc, 12.7.2005)

 

 

 

 

 

Untitled Document

YENİ YAYINLAR

Sefaletin Yoksulluğu Kovduğu Bir Dünya


Sayfa: 348
Fiyatı: 16 TL

Resmi Tarih Tartışmaları 7


Sayfa: 278
Fiyatı: 14 TL

SEVR BİR ÖCÜ MASALI


Sayfa: 219
Fiyatı: 12 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 6


Sayfa: 451
Fiyatı: 22 TL

:Seçilmiş Yazılar 2

Gıda yardımı alan bir kadın
Seçilmiş Yazılar 2
Sayfa: 336
Fiyatı: 15 TL

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü


Sayfa: 1449
Fiyatı: 47 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5


Sayfa: 198
Fiyatı: 12 TL

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket


Sayfa: 462
Fiyatı: 22 TL

:: Marksist Ekonomi El Kitabı


Sayfa: 685
Fiyatı: 27,50 TL

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri


Sayfa: 411
Fiyatı: 22 TL

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 494
Fiyatı: 25 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3


Sayfa: 373
Fiyatı: 16 TL

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4


Sayfa: 233
Fiyatı: 14 TL

:: ULUSALCILIK

Sayfa: 180
Fiyatı: 10 TL

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 728
Fiyatı: 30 TL

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK
Sayfa: 288
Fiyatı: 12 TL


::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II


Sayfa: 642
Fiyatı: 30 TL
 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003