Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE

2010 BAHAR DÖNEMİ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR….

Açılış Semineri
" KALKINMA DİYE BİR ŞEY VAR MI? “

Konuşmacı:

FİKRET BAŞKAYA

Dinleti:
Deyişler Nefesler Topluluğu

Programın Tamamı İçin Bak

Tarih:
20 Mart Cumartesi 2010 – Saat-15.00
Yer:
İstanbul Özgür Üniversite



 
GÜNCEL YAZILAR

'İnsan Manzaraları...'

Fransa; ve Cezayir’de yaptığı katliamdan bir kesit…

İkinci dünya savaşının sona ermesinin yıldönümü Cezayir’de de anılıyor. Savaşın bittiğinin açıklanması üzerine yapılan kutlamalarda, Cezayir bayrağı açılması üzerine Fransız askerleri kutlamalara müdahale etmiş ve binlerce Cezayirliyi öldürmüştü. Günlerce süren operasyon sırasında 40 bin civarında kişi öldürüldü. Batılı araştırmacılar, Cezayirli tarihçilerden farklı olarak, bu rakamın 20 bin civarında olduğunu savunuyor. 8 Mayıs 1945’te öldürülen Cezayirliler dün Setif kentinde düzenlenen törenlerle anıldı. Fransa’nın Cezayir büyükelçisi 27 Şubat’ta kenti ziyaret etmiş ve olayları, ‘affedilmez bir trajedi’ diye nitelemişti. Fransa dışişleri bakanı Mişel Barnie ise konunun iki ülke tarafından kurulacak ortak tarih komisyonuna havale edilmesini önerdi. (Almanyanın sesi, 9.5.2005)

Abd; ve Vietnam’a serptiği “turuncu madde!”

Vietnam, Amerikalıların ülkeden çıkarılması ve ülkenin yeniden birleşmesinin 30. yıldönümünü geçtiğimiz haftasonu kutladı. Kutlamaların ana temalarından biri, geçmişi saygıyla anarken, geleceğe bakmayı unutmamaktı; ancak, geçmişin hala kapanmayan bir yarası. Bir çok Vietnamlı için, geleceğe bakışı gölgelemeye devam ediyor; bu yara ‘turuncu madde’ tartışması…BBC muhabiri Amerikan uçaklarının muazzam miktarlarda güçlü tarım ilaçlarıyla yüklendiğini, bu dev operasyonun amacının, hem Vietnam tarlalarını, hem de ormanları yok etmek olduğunu söylüyordu.

“İki uçak geldi ve kimyasal maddeyi püskürttü etrafa. Sis başmış gibiydi adeta. Çok keskin bir kokusu vardı; o kadar keskindi ki, gözlerimiz yaşardı, burunlarımız aktı. Bazı yoldaşlar kan tükürdü ve kustu. Üzerimizdeki giysiler eriyiverdi. Uçakların bu maddeyi püskürtmesine 5 kez tanık oldum. Bazen çift halinde geliyorlardı. Püskürttükleri malzeme sarı renkte bir duman gibiydi. Bu duman, önce ağaçları sarıyor, sonra yere kadar çöküyordu. 5 gün ila 1 hafta sonra, hala ağaçlık kalan yerler varsa, uçaklar geri gelip buralara da o maddeden püskürtüyordu. Yer altı sığınaklarına saklandık ama, duman oralara da sızdı. Nefes alamaz hale geldiğimizden, sığınaktan çıkmak zorunda kaldık. Ne yazık ki, bu koşullara uygun donanımımız yoktu. Ben birinci kez bu maddeye maruz kaldığımda ishal oldum; ikincisinde ise bayıldım.”

Amerikalıların kullandığı kimyasal maddenin etkisi bitkilerle sınırlı değildi: “1967’de Amerikan uçakları pirinç tarlalarına zehirli kimyasal maddeler püskürtmeye başladı. Önce keşif uçakları tepemizde beliriyor, ardından kimyasal madde püskürten uçaklar geliyordu. Bu madde, çevredeki tüm bitki örtüsünü imha etti, tüm ağaçlar mahvoldu. Maskelerle gezmek zorunda kaldık ama bu madde yine de sızıp gözlerimizi yakıyordu; giysilerimiz ise lime lime oluyordu. Göremez hale geldik ve bazılarımız ise bayıldı.”

“Amerikan uçakları kimyasal madde püskürtmeye başlayınca biz kadınlar başlarımızı hemen örtemedik; bu yüzden saçlarım döküldü, burnum ve kulaklarımdan kan geldi. Derim de etkilendi. Ağzımda acı bir tat kaldı. Bir an gözlerim görmez oldu.” Başkent Hanoy’un 600 km. güneyinde bulunan Kuantry bölgesinde savaşmış Vietnamlı gazilerin tanıklıklarını dinledik. Burası savaş sırasında Vietnam’ın en yoğun biçimde bombalanan bölgelerinden biriydi.

Günümüzde bölge, yoğun bir bitki örtüsü altında. Palmiyeler ve bambularla kaplı; ama toprak hala Amerika’nın, savaş sırasında kullandığı ve adı en kötüye çıkmış silahlardan biri olan ‘turuncu madde’nin etkisi altında: “Savaş ardından evime döndüğümde cilt hastalığına yakalanmış haldeydim. Bu bir kadın için özellikle acı bir durumdu tabi. Bize layık görülen bu muamele için söyleyecek söz bulamıyorum. Onu artık size bırakıyorum. Tabi ki halim büyük bir acı veriyor bana. Ne bir kocam var, ne malım mülküm; elimde kala kala bir bu cilt hastalığı kaldı.”

“Şu ayaklarımın haline bakın, tüm kaslarım eriyip gitti. Zehirli kimyasal maddelere maruz kaldığımı ve Amerikan yönetiminin bize yardım için hiçbir şey yapmadığını düşündüğümde büyük acı çekiyorum, göz yaşlarımı tutamıyorum. Şimdi sürekli bir baş ağrısı çekiyorum. İlk çocuğum daha yeni öldü, fiziksel kusurlarla doğmuştu; ikinci çocuğumun da aynı benimki gibi baş ağrıları var.”

Amerika, bölgedeki operasyonlarında 80 milyon litre zehirli kimyasal madde kullandı. 10 yıl boyunca ‘yeşil madde’, ‘pembe madde’, ‘mor madde’, ‘beyaz madde’ gibi adlarla anılan çeşitli kimyasallar denendi; ‘turuncu madde’ bunların en çok kullanılan ve adı en çok bilineni. Amerikalılar Vietnam topraklarının ondabirlik bölümüne 45 milyon litre ‘turuncu madde’ püskürttü. Bu madde, gizlice komşu Kamboçya ve Laos’un da bir bölümünde kullanıldı. Gerekçe; Amerikan işgaline karşı savaşan Vietnamlıların, bölgenin bitki örtüsü altında saklanabilmesini önlemek için bu örtünün imhasıydı. Ama tahribat, az önce de dediğimiz gibi doğayla sınırlı kalmadı.

Kuantry bölgesindeki bir dağ köyü olan Kamçin’deyiz. Köy halkı ‘turuncu madde’ kurbanları için gönderilen gıda ve yardım maddelerini boşaltıyor. Çevre köylerden, bisikletleri üstünde gelenler sıvı yağ, pirinç ve bisküvi gibi gıdalar ve giysileri özenle yükleniyorlar. Tabi, çocukların gözü yiyeceklerden çok giyeceklerde. Bu yardımı almaya gelenlerin bir çoğu, Amerikalılar bölgeyi ‘turuncu madde’ yağmuruna tutarken dünyaya bile gelmemişti. Ama bu kimyasal maddelerin, kuşaklar boyu etkisini sürdürdüğüne ilişkin güçlü kanıtlar var. Bu bölgede doğan çocukların çok yüksek bir oranında fiziksel ve zihinsel sorunlar, kanser ve başka hastalıklarla karşı karşıya kalıyorlar. Sorunun kökeninde ‘turucu madde’nin olduğuna Vietnamlı doktorların hiçbir kuşkusu yok. Tüm ömrünü bu köyde geçirmiş olan 1963 doğumlu doktor, bölgede yaşanan insanlık dramının sorumlusunun, ABD olarak görenlerden biri: “Bence tüm bu sorunların nedeni, Amerikalıların bölgeye püskürttüğü zehirli maddeler; çünkü, eskiden bu bölge son derece temizdi, şimdi bu hale geldi.” Bu iddiada bulunan sadece Vietnamlılar değil. 1990’lı yılların sonlarına doğru Kanadalılar tarafından yapılan bir araştırmada, komşu bir bölgedeki toprak, göl, balık, ördek dokusu ve insan kanı örneklerinde tehlikeli düzeyde yüksek oranda zehirli maddeler bulundu. Vietnamlı doktorlar ‘turuncu madde’nin kullanıldığı bölgeleri, bunun söz konusu olmadığı bölgelerden örneklerle karşılaştırdı. ‘Turuncu madde’ye maruz kalan bölgelerde üç kat fazla çocuğun ciddi fiziksel sorunlarla doğduğu, sekiz kat fazla çocukta fıtığa rastlandığı ve üç kat fazla çocuğun zihinsel yetersizliklerle doğduğu saptandı: “Bir Japon üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre çevreye sinen zehirli madde oranı, uluslar arası standartların onüç katı. İnsan dokusunda bu oran, uluslar arası standartların yirmi katına çıkıyor.” Dr. Done, çocuklarda çok sayıda fiziksel kusuru tedavi ettiğini ve giderek artan sayıda kanser vakasıyla karşı karşıya kaldığını söylüyor. Bütün bunlar savaşın bitiminden 30 yıl, söz konusu maddelerin kullanılmasından da 35 yıl sonra yaşanıyor.

26 yaşındaki Le Siha’nın evine konuk oluyoruz. İki çocuğu var, ikisi de kör doğmuş; ve çocuklarının görememe nedenlerinin kimyasal maddelerin zehirlediği toprak olduğunu söylüyor. Kendi babası da kullanılan kimyasallardan etkilenmiş. Tabi ki tüm bunların nedeni ‘turuncu madde’ diyen Le, şu anda çocuklar için devlet desteği alıyor ve Amerikalıların da ailesine yardım eli uzatması gerektiğini söylüyor…

Vietnam’daki Amerikalı yetkililerle mülakat için bir çok girişimde bulunduk; ancak, tüm çabalarımıza karşın bu programda görüş bildirmeyi reddettiler ve ‘turuncu madde’ tartışması, daha uzun süre devam edeceğe benzer. (bbc, 8.5.2005)

Dünya bankası; ve hazırladığı ‘danışıklı’ raporlar…

Dünya bankasının her yıl yayınladığı ‘yolsuzluk endeksi’nde Türkiye 79. sırada. Bu konuda Hülya Polat, Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği başkanı Erciş Kurtuluş’la konuştu. Kurtuluş Türkiye’de yolsuzlukla mücadele hakkında şunları söyledi: “Türkiye, yolsuzluk endekslerinde (bu sürpriz değil) her zaman alt sıralarda yer alıyor. Tabi bu endekslerin nasıl hazırlandığı, nasıl kıyaslamalar yapıldığı bende hep kuşku yaratmıştır. Zaman zaman bunların alt yapısını araştırmaya kalkarız; saydam bir ortamda tartışma fırsatı bulamayız. Tabi bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de böyle magazin haberler ön plana çıktığı için (şu, şu sırada yer almış; bu, bu sırada yer almış) büyük yankı yapıyor; ama ondan sonra unutulup gidiyor.

Şimdi, Türkiye’de ne yazık ki tüm sektörlerde çok yoğun bir kirlilik var; başta siyaset, yargı medya… Böyle 15 sektörü sıralayabiliriz. Hepsi birbirini kıskandıracak şekilde kirliliğe boğulmuş durumda. Ve bütün bu sektörlerin ileri gelenleri hep yolsuzluk tartışması yaparken, genel konuşuyorlar, başka sektörlerin problemlerini konuşuyorlar. sOysa yapılması gereken, her sektör lideri, her siyasal lider, önce kendi mutfağındaki kirliliği dile getirmeli ve temizleme önlemlerini almalı. Bu da tabi siyasetten başlıyor. Siyasal ahlak ön plana geçirilmedikçe, siyasal ahlakın kuralları tartışılmadıkça bu konuda bir ilerleme mümkün değil. Görünen o ki, bu günkü siyasal iktidar da siyasal ahlak konusunda bir adım atmama niyetinde; çünkü o zaman bütün temel taşları sarsılıyor sistemin.

Dünya Bankası açısından bakarsak nedir durum?

Bu konuda üzülerek şunu ifade edeyim, Dünya bankası bu tür magazin haberleri çok seviyor. Çok akademik raporlar; biraz böyle ‘fildişi kulede hazırlanmış.’ Üç-beş bürokratın, üç-beş akademisyenin yardımıyla hazırlanmış raporlarla ön plana çıkmayı yeğliyor; ama işin temeline inmiyor. Mesela Türkiye’de hiçbir şekilde ciddi bir diyalog yoktur, ciddi bir araştırma yoktur. Dünya bankası Türkiye’de siyasal ahlak sorununun temel problemlerini tartışmaz. Ne yapar dünya bankası? Bir-iki akademisyenle işbirliği içindedir, onlarla birtakım çalışmalar yapar. Bir pahalı konferans düzenler, dünya bankasından bir-iki yetkili gelir, burada bir şeyler söyler, bırakır giderler. Bir arpa boyu ilerleme kaydedilmez. Dünya bankası bu konularda gerçekçi olmalı. İkincisi; dünya bankası, konuyla yakından ilgili, geniş tabanlı kurumlarla diyalog içine girmeli. Biz ne yazık ki, bir- birbuçuk yıldır dünya bankasının buradaki yetkilisiyle bir dertleşme randevusu alamadık. Dünya Bankası hiçbir şekilde saydam değil, belki bize onun için mesafe koydular. Türkiye’de harcadıkları paraları, destekledikleri akademisyenleri veya sivil toplum kuruluşlarını açıklasınlar istedik; kesinkes açıklamadılar. Böyle saydam olmayan bir ortamda çalışan bir örgüt dürüstlükten ve yolsuzlukla mücadeleden söz edebilir mi?

Washington’da hazırlanmış bu tür raporlarla hiçbir sonuca varılamaz. Çok akademik şeyler bunlar.” (Amerikanın sesi, 11.5.2005)

sayfa başına dön

 

 

 

 

 

Yayına Hazırlayan: Celal SANCAR


Untitled Document

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE

2010 BAHAR DÖNEMİ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR….

Açılış Semineri
" KALKINMA DİYE BİR ŞEY VAR MI? “

Konuşmacı:

FİKRET BAŞKAYA

Dinleti:
Deyişler Nefesler Topluluğu

Programın Tamamı İçin Bak

Tarih:
20 Mart Cumartesi 2010 – Saat-15.00
Yer:
İstanbul Özgür Üniversite

 

.................................................................

 

YENİ YAYINLAR

Stalinizm
Bir İdeolojinin İflası

Sayfa: 248
Fiyatı: 14 TL

.................................................................

Kapitalizmden Uygarlığa

Sayfa: 266
Fiyatı: 15 TL

.................................................................

Türk Kimliğinin Yaratılması ve
Ulusal Kimlik Sorunu Üzerin

Sayfa: 144
Fiyatı: 10 TL

..................................................................

Resmi Tarih Tartışmaları 8
Türkiye’de “Azınlıklar”


Sayfa: 390
Fiyatı: 18 TL

Sefaletin Yoksulluğu Kovduğu Bir Dünya


Sayfa: 348
Fiyatı: 16 TL

Resmi Tarih Tartışmaları 7


Sayfa: 278
Fiyatı: 14 TL

SEVR BİR ÖCÜ MASALI


Sayfa: 219
Fiyatı: 12 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 6


Sayfa: 451
Fiyatı: 22 TL

:Seçilmiş Yazılar 2

Gıda yardımı alan bir kadın
Seçilmiş Yazılar 2
Sayfa: 336
Fiyatı: 15 TL

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü


Sayfa: 1449
Fiyatı: 47 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5


Sayfa: 198
Fiyatı: 12 TL

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket


Sayfa: 462
Fiyatı: 22 TL

:: Marksist Ekonomi El Kitabı


Sayfa: 685
Fiyatı: 27,50 TL

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri


Sayfa: 411
Fiyatı: 22 TL

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 494
Fiyatı: 25 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3


Sayfa: 373
Fiyatı: 16 TL

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4


Sayfa: 233
Fiyatı: 14 TL

:: ULUSALCILIK

Sayfa: 180
Fiyatı: 10 TL

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 728
Fiyatı: 30 TL

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK
Sayfa: 288
Fiyatı: 12 TL


::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II


Sayfa: 642
Fiyatı: 30 TL
 
 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003