Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 GÜZ SEMİNERLERİ

 

Tarih: 7 Haziran Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


 
GÜNCEL YAZILAR

'İnsan Manzaraları...'

Kongo'da savaştan her gün bin kişi ölüyor

Orta Afrika ülkelerinden Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde devam eden iç savaş yüzünden her gün ortalama bin kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. International Rescue Comittee (IRC) adlı uluslararası yardım kuruluşunun yayınladığı rapora göre, ölümlerin büyük bir bölümü iç savaşın temel sağlık hizmetlerini engellemesinden dolayı ortaya çıkan önlenebilir hastalıklardan kaynaklanıyor. IRC, bu gerçeğe rağmen uluslararası toplumun ülkede yaşananlara kayıtsız kaldığını duyurdu. Örgüt, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne daha büyük oranlarda yardım yapılması gerektiğini bildirdi. IRC ayrıca ülkedeki Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün takviye edilmesini istedi. Birleşmiş Milletler'in ülkede halen 10 binden fazla askeri görev yapıyor. Barış gücü askerleri beş yıldır devam eden iç savaşı sona erdirmek amacıyla imzalanan barış anlaşmasının uygulamasını denetliyorlar.

Ancak tüm çabalara rağmen, ülkede savaşan bazı gruplar henüz silah bırakmadı. (bbc,9.12.2004)

XX

Tayland'da 85 protestocunun ölümüne aklama

Tayland'da bir gösteride tutuklanan 78 kişinin kamyonlarla nakledilirken havasızlıktan ölmesini soruşturan komisyon, güvenlik güçlerini akladı. Olayda yedi kişi de açılan ateş sonucu ölmüştü. Başbakan'a sunulan resmi soruşturma raporunda, güvenlik güçlerinin bu kişileri öldürmek niyetinde olduğuna ilşkin bir kanıt bulunmadığı belirtildi.

Rapor, ölümlerin 'kaza' sonucu gerçekleştiğini savundu. Açılan ateş sonucu öldürülen kişilerin cesetlerinde yapılan incelemenin sonucunda ise 'ölüme neden olan kurşunların gökyüzünden düştüğü' de yine raporun bulguları arasında. Raporda, Tayland askerlerinin ve polisinin kalabalığı dağıtmak için havaya ateş ettiklerini savunmuşlardı. Ülkede müslüman nüfusun yoğun olduğu güney bölgesindeki şu ana kadar 500 kişinin öldüğü haber veriliyor.

1300 kişi kamyonlarla taşındı

Soruşturmaya konu olan olay, hükümete karşı savaşan militanlara silah desteği sağlamakla suçlanan altı müslümanın tutuklanmasını protesto amacıyla düzenlenen bir eylemde yaşandı. Göstericilerin Takbai'daki bir karakol önünde toplanması ardından güvenlik güçleri ile aralarında çatışma çıktı. Polis, gözaltına aldığı toplam 1300 kişiyi de yakındaki bir kışlaya nakletmek üzere kamyonlara bindirdi. Polis, göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve gözyaşı bombası kullandıklarını söylese de bazı haberlere göre olayı bastırmak için gerçek mermi de kullanıldı. Tayland'daki İslami liderler, polisi gösterilerde aşırı şiddet uygulamakla suçluyor. Son olaylar ardından Tayland'ın güneydeki üç eyaletinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Tayland'ın güneyi uzun süredir gergin

Tayland'ın müslümanların çoğunlukta olduğu güney kesimlerinde, bu yıl güvenlik güçleri ile militanlar arasında çıkan çatışmalarda 500'e yakın kişi hayatını kaybetti. Güneyde yaşayan müslümanlar, uzun zamandır ayrımcılık yapıldığından şikayetçi. Kamu görevlileri ve güvenlik güçleri ise bu yıl Ocak ayında başlayan şiddet olaylarında hedef durumunda.

Müslüman ayrılıkçılar, 1970'li yıllardan bu yana bölgede fazla şiddetli olmayan bir mücadele yürütüyor.(bbc,17.12.2004)

xx

İngiltere basınında Türkiye…

'AKP'nin İslami kökenleri'

Financial Times'ın Türkiye'nin Müslüman kimliği konusundaki yorumu da şöyle:

"Türkiye'yi birlik dışında tutmak isteyen Hıristiyan demokratlar önce Erdoğan'ın AKP'sinin aynasında, kendi tarihlerini görmeli." "Bu parti, İslami kökenlerinden çıkıp merkez sağdaki bir çeşit "Müslüman demokrat parti" haline geldi. Bu Müslüman dünya ile köprü kurarken görmek istediğimiz evrimin ta kendisi."

Financial Times böyle derken Guardian gazetesinde yazan Martin Woollacott, aynı kanıda değil ve AKP'nin İslami kökenlerine vurgu yapıyor. Yazar Türkiye'nin üyelik girişimi çelişkilerle dolu diyor ve kültürel ve dini farklılıkları tartışıyor. Woollacott, Türkiye'de yaşanan zina yasası tartışmalarına ve "derin bir milllliyetçilik eğilimi"ne dikkat çekiyor.

"Tabii çok dindar olan İspanya, İtalya ve İrlanda bu süreçte çok değişti ama Bu Türkiye'nin de aynı yönde değişeceği anlamına gelmiyor zaten Erdoğan ve partisinin Türkiye'yi götürmek istediği yol da bu değil. AKP'nin daha çok ekonomi ve güvenlik konularında avantaj beklentisi var."

"Türkiye aslında Avrupa'yı hevesle değil, ulusal gurur ve umutsuzluğun karışımı bir duyguyla kucaklıyor.. Avrupa ise Türkiye'yi isteksizce.... Üstelik Avrupa eliti bir kez daha halklarının istemediği bir şey yapıyor bu nedenle, önümüzdeki yol dikenli olacak.

Ertelenen konular

Guardian'ın başyazısında kullandığı manşet "şimdi asıl zor kısma geldik"... Türkiye'nin müzakere tarihi için ağır bir bedel ödediğini belirten gazete başyazısında da serbest dolaşım, teşvikler, ve Kıbrıs konusundaki sorunların aslında çözülmediğine dikkat çekiyor, "Bunlar sadece zirvelerde gelenek olduğu üzere ertelendi" diyor. Avrupa Birliği'nin hiç bir siyasi sonuçla karşılaşmak zorunda kalmadan kendisine on yıl zaman kazandığını belirten gazete, "Türkiye girişin kapısı parmaklarınca güçlükle Ertelenen konular

Guardian'ın başyazısında kullandığı manşet "şimdi asıl zor kısma geldik"... Türkiye'nin müzakere tarihi için ağır bir bedel ödediğini belirten gazete başyazısında da serbest dolaşım, teşvikler, ve Kıbrıs konusundaki sorunların aslında çözülmediğine dikkat çekiyor, "Bunlar sadece zirvelerde gelenek olduğu üzere ertelendi" diyor. Avrupa Birliği'nin hiç bir siyasi sonuçla karşılaşmak zorunda kalmadan kendisine on yıl zaman kazandığını belirten gazete, "Türkiye girişin kapısı parmaklarınca güçlükle aralanmış da olsa yeniden kapanması çok güç değil" diyor. (bbc,18.12.2004)

xx

'Yüzyılın davası' hala başlamadı

Peter Greste / Bağdat

14 Aralık 2003'te, Irak'ın Amerikalı valisi Paul Bremer kalabalık bir basın toplantısında, muzaffer bir havayla şu sözleri söylemişti: "Baylar ve bayanlar. O artık elimizde." Eski diktatör, doğduğu Tikrit kenti yakınlarında yeraltında bir sığınıktan çıkarılmıştı. Kirli, tıraşsız ve darmadağınık bir durumdaydı. Tek bir mermi bile atılmadan ele geçirilmişti. Amerikalılar, isyan hareketini Saddam Hüseyin'in yönettiğini düşünüyordu.

Amerikalı yetkililer, kendilerinden emin bir şekilde, lidersiz kalmış direnişin dağılacağını söylüyorlardı. Başkan George Bush, televizyondan halka hitap etmiş ve "Irak'ın tarihinde karanlık ve acı dolu bir dönemin sona erdiğini" belirtmişti. Amerikalı komutan John Abizaid'e göre, Saddam Hüseyin'in yakalanması isyan hareketi için 'ağır bir psikolojik darbeydi' ve zamanla 'büyük faydalar sağlayacaktı'. En iddialı açıklama ise Saddam Hüseyin'i yakalayan dördüncü piyade birliğinin komutanı General Jay Odierno'dan gelmişti. Odiemo, isyancıların 'dizlerine çökertildiğini' açıklamış ve eklemişti: "Sanırım altı ay içinde, Irak'ta normalleşmeye tanık olacağız." Bir yıl sonra Irak'ta daha fazla asker var. Tüm bu açıklamalar sonrası, Irak'ta bugün normalleşmeden söz etmek pek mümkün değil. Ülkede Saddam Hüseyin'in yakalanması sonrası, yakalanması öncesine göre daha fazla Amerikan askerinin öldürüldüğünü de belirtmek gerek. Geçen ay isyancılar ülke çapında, ortalama günde 100 saldırı düzenlendi. Bu bir ay öncesine göre iki misli bir artış demek. Adam kaçırma olayları nedeniyle, hiçbir Batılı sokaklarda dolaşamıyor. Pentagon da önümüzdeki ay yapılması planlanan seçimler nedeniyle, Irak'taki asker sayısını rekor bir düzey olan 150 bine çıkarmış durumda. Saddam Hüseyin hala yargılanmayı bekliyor

Yakalanmasından bir yıl sonra, Saddam Hüseyin hala yargılanmayı bekliyor.

Saddam Hüseyin'in gözetiminden, Amerikan güçleri sorumlu. Onu yargılayacak özel mahkemenin 40 yargıcı da, Irak yasalarına göre yapılacak duruşmaya hazırlanıyor.

Devrik lider, halen Irak'ta gizli bir hapishanede tutuluyor ve herhangi bir mahkumla aynı haklara sahip. Irak İnsan Hakları Bakanı Bahtiyar Amin, dört ay önce İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesine verdiği demeçte, devrik liderin zamanını şiir yazarak, bahçe işleriyle ilgilenerek ve Kuran okuyarak geçirdiğini söylemişti. Saddam Hüseyin'le birlikte tutulan diğer 11 eski üst düzey yetkili arasında 'Kimyasal Ali' olarak da bilinen kuzeni Ali Hasan el-Mecid de var. Yakalanması sonrası ilk plan Saddam Hüseyin ve yakın çevresinin çok kısa sürede, mesela altı ay içinde, yargılanmasıydı. Ancak zamanla, özellikle tonlarca belge arasındaki Iraklı savcıların tecrübe eksikliği nedeniyle, süreç aksadı. Ülkede güvenlik koşullarının kötüleşmesi de, bu durumda etkili oldu. Geçici Irak hükümeti, duruşmaların önümüzdeki yılın ilk altı ayında yapılabileceği, ancak 30 Ocak'taki seçimler öncesi yapılmasının mümkün olmadığını söylüyor. Irak Adalet Bakanlığı, öncelikle 'Kimyasal Ali' ve Saddam Hüseyin'in üvey kardeşi Vatban İbrahim El Hasan'ın yargılanacağını, daha sonra da yargılanma sırasının Saddam Hüseyin'e geleceğini açıkladı. Duruşma şimdiden 'yüzyılın davası' olarak görülüyor. Ancak Irak'taki olayların, Washington'un bir yıl önce umduğundan daha farklı geliştiği kesin. (bbc,13.12.2004)

xx

'Kimyasal Ali' sorgulandı

Peter Greste / BBC muhabiri

Iraklı yargıçlar, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in kuzeni ve Irak ordusu komutanlarından 'Kimyasal Ali' adıyla da bilinen Ali Hasan el Mecid'i sorgulamaya başladılar. El Mecid'in yanı sıra eski savunma bakanlarından Sultan Haşim Ahmed'in de başkent Bağdat'ta sorgu yargıcının önüne çıkarıldı. Sorgu yargıçlarının başı olan Rayid el Juhey, ön duruşmanın, adli yargılamanın sürecinin parçası olduğunu belirtti, ancak bunun davanın yakında görüleceği anlamına gelmediğini söyledi. El Juhey gazetecilere yaptığı açıklamada ayrıca mahkemenin tamamıyla bağımsız olduğunu, Irak hükümetinin mahkeme üzerinde etkisi bulunmadığını açıkladı. El Juhey'in söylediğine göre, duruşmanın ne zaman görüleceğine de mahkeme karar verecek. Irak geçici başbakanı İyad Allavi, geçen Salı günü mecliste yaptığı açıklamada, 'Saddam Hüseyin rejiminin sembolü' olarak tanımladığı duruşmaların bu hafta içinde başlayabileceğini söylemişti. Kimyasal Ali" adıyla anılan Ali Hasan el Mecid, Amerikan kuvvetlerince 2003 yılı Ağustos ayında yakalandı. El Mecid, Saddam Hüseyin'in kuzeni ve Halepçe'deki kimyasal saldırı başta olmak üzere Saddam Hüseyin döneminde düzenlenen pek çok baskıcı ve insan haklarına aykırı uygulamadan sorumlu tutuluyor. (bbc,18.12.2004)

Bosna'da NATO askeri kılığında hırsızlar

Bosna'daki NATO barış gücü misyonunun son gününde, NATO askeri kılığına bürünen hırsızlar bir zırhlı güvenlik aracını soydular. Polisin verdiği bilgiye göre, NATO İstikrar Gücü, SFOR'un nişanlarını takan hırsızlar Knezevo ile Banja Luka arasındaki yola bir kontrol noktası kurdular. Silahlı hırsızların, güvenlik görevlilerini etkisiz hale getirmelerinin ardından yaklaşık bir milyon euro tutarındaki parayla kayıplara karıştıkları belirtildi.

NATO, Bosna'da dokuz yıldır yürüttüğü barış gücü misyonunu dün sona erdirmiş ve görevi, EUFOR olarak bilinen Avrupa Birliği'nin güçlerine devretmişti. AB'nin Bosna- Hersek'teki yerel polise tavsiyelerde bulunmakla yükümlü polis gücünün bir sözcüsü, olayın ülke için alışılmadık olduğunu belirtti. Sözcü, yerel polis raporlarında, beş ila yedi silahlı ve maskeli kişinin güvenlik aracını durdurduklarının belirtildiğini açıkladı. Araçta bulunan güvenlik görevlilerinin, hırsızların SFOR nişanları takmış olmaları ve yanlarındaki aracın da benzer bir işaret taşıması nedeniyle, kurulan kontrol noktasının bir tuzak olduğundan şüphelenmedikleri ifade edildi. Güvenlik aracının, olay gerçekleştiği sırada, Saraybosna'daki Raiffeisen Bankası'ndan Banja Luka'daki bir şubeye yüksek miktarda nakit para götürmekte olduğu belirtiliyor. Alarm düzeyinin arttırılmasıyla, polis bölgedeki kontrol noktalarının sayısını arttırdı ve bir soruşturma başlattı. ( bbc , 5.12.2004)

Xx

İsveç'te 'namus cinayeti' konferansı

Lars Bevanger / Stockholm

İsveç'te kadınlara yönelik töresel şiddeti durdurmanın yollarını arayan uluslararası bir konferans yapılıyor. Dünyanın 30 ülkesinden uzmanlar ve hükümet yetkilileri, iki gün boyunca kadına yönelik şiddet ve namus cinayetlerinin önüne geçebilmenin yollarını tartışacaklar. Konferansın açılışında aktarılan anlatımlar rahatsız ediciydi. Bir Ortadoğu ülkesinden genç bir kadın, şiddetine maruz kaldığı eşinden nasıl kaçtığını ve ailesinin kaçtığı için kendisini ölümle tehdit ettiğini anlattı. Ailesine göre, kadının yaptığı aile şerefine leke sürmekti. Her yıl binlerce kadının namus cinayetleri sonucu öldürüldüğü sanılıyor. Konferansta, bu cinayetlerin önüne geçilebilmesi için neler yapılacağı tartışılacak.

Toplantının evsahibi İsveç hükümeti, kadına yönelik aile şiddetinin, bir ülke, din ya da bölgeye özel bir konu olmadığına ve dünyada çok yaygın olduğuna dikkat çekiyor.

Bu gelişmiş batı ülkesinde, kadınların yüzde 45'i erkeklerin şiddetine maruz kaldıklarını aktarıyor. Pakistan namus cinayetlerini yasaklayan bir düzenlemeyi hayata geçirdi.

Türkiye'de Türk Ceza Yasası'nda yapılan değişikliklerle evlilik içi şiddet suç kapsamına alındı. Bu konferansın ana amaçlarından biri de, daha fazla ülkenin kadınların aile içi şiddetten korunmalarını sağlamak için yasalar çıkarmasını sağlamak. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, başta Orta Doğu ve Asya'da olmak üzere her yıl yaklaşık beş bin kadın namus gerekçesiyle öldürülüyor.( bbc ,7.12.2004)

Xx

CIA: 'Irak'ta İşler Kötüye Gidiyor'
Irak'taki üst düzey bir Amerikalı istihbarat yetkilisi, önümüzdeki aylarda ülkede asayişin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. New York Times gazetesinde yer alan habere göre, istihbarat yetkilisi bu uyarıyı yazılı olarak Washington'daki Merkezi İstihbarat Dairesi'ne geçen ay bildirdi. Washington'a gönderdiği raporda istihbarat yetkilisinin, ekonomi canlanmaz ve hükümet otoritesini kuramazsa önümüzdeki aylarda mezhepler arası çatışmaların artacağı uyarısında bulunduğu kaydediliyor. Raporu hazırlayan yetkilinin bir yıl süreyle Bağdat'ta Merkezi İstihbarat Örgütü'nün istasyon şefi olarak görev yaptığı ve kısa bir süre önce Bağdat'tan ayrıldığı bildirildi. (Amerikanın sesi, 7.12.2004)

Xx

'Savaşta kadına şiddet askeri strateji'

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International , savaşlarda kadınların hala tecavüze uğradığını ve suçluların cezalandırılması için hemen hemen hiçbirşey yapılmadığını bildirdi.

Örgütün "Paramparça Olmuş Hayatlar" başlığını taşıyan yeni raporunda savaşlarda kadınları hedef alan şiddetin, düşmanın moralini kırmayı amaçlayan bir askeri stratejinin ürünü olduğu belirtildi. Rapora göre, mevcut uluslararası anlaşmalara ve hukuksal düzenlemelere karşın 30'dan fazla çatışma bölgesinde hükümetler kadınlar ve kızları korumada başarısız kalıyor.

Örgüte göre suçluların cezasız kalması nedeniyle, savaşlarda tecavüz ve saldırılar azalmaksızın devam ediyor. Söz konusu çatışma bölgeleri arasında Afganistan, Çeçenistan , Kolombiya, Irak, Nepal ve Sudan örnek gösteriliyor. Örgütün Genel Sekreteri Irene Khan , Uluslarası Ceza Mahkemesi'nin önümüzdeki yıl çalışmaya başlayacağını anımsatarak, mahkemenin ilk işlerinden birinin kadınlara yönelik şiddeti cezalandırmak olması gerektiğini söyledi. Khan , bununla birlikte, siyasi destek olmadan mahkemenin adaleti sağlamasının mümkün olmadığına dikkat çekti ve "Dünya liderlerinin tecavüz ve cinsel şiddeti kınaması yeterli değil. Daha fazlasını yapmaları gerekiyor" dedi.( bbc ,8.12.2004)

Xx

BM: Her yıl 5 milyon çocuk açlıktan ölüyor

Birleşmiş Milletler'e bağlı Gıda Fonu'nun yıllık raporunda, tüm dünyada her yıl beş milyon çocuğun açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle öldüğü belirti Örgütün raporunda bunun, gelişmekte olan ülkelerde milyarlarca dolarlık verimlilik ve ulusal gelir kaybına neden olduğu vurgulandı. Tüm dünyada açlık çeken kişilerin sayısında artış yaşandığını ve bu sayının şu anda 852 milyona ulaştığını açıklayan rapor, tüm olumsuz görünüme rağmen yine de 2015'e kadar bu sayıyı yarıya indirme hedefine ulaşılabileceğini kaydetti. Bu amaçla belli önerilerde bulunan rapor, tarımda verimliliği arttırmak için yeni gelişim programları uygulanması ve doğrudan gıda yardımlarında artışa gidilmesi tavsiyesinde bulundu. Birleşmiş Milletler Gıda Fonu, karşılığında elde edilecek avantajlar dikkate alındığında, bu programlar için harcanması gereken kaynağın çok büyük olmadığına dikkat çekti. Yapılan açıklamada, açlığı azaltmak için harcanacak her bir dolar karşılığında bunun 20 katı değerinde verim elde etmenin mümkün olduğu savunuldu.( bbc ,8.12.2004)

Xx

BM: 'Dünyada 852 Milyon Kişi Aç'
Birleşmiş Milletler, dünya çapında açlığın 2015 yılında yarı yarıya azaltılması yönündeki uluslararası hedefin tehlikeye girdiğini bildirdi. Gıda ve Tarım Örgütü FAO tarafından bugün açıklanan raporda, 2000 yılından bu yana açlık çekenlerin sayısı 852 milyona çıktı. Bu rakam, 2015 hedefinin kabul edildiği 1990'ların ortasındaki Dünya Gıda Zirvesi sırasındaki açlık çekenlerin sayısından 18 milyon daha fazla. FOA'nun raporuna göre, açlık çeken insanların çok büyük bir kısmı gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Raporda, açlığın bu ülkelere ekonomik maliyetinin de yüksek olduğu vurgulanıyor. Ancak yine raporda, çoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika'da bulunan yaklaşık 30 ülkenin son yıllarda açlık oranını yüzde 25 düşürdüğü de ifade ediliyor. (Amerikanın sesi, 8.12.2004)

sayfa başına dön

 

Yayına Hazırlayan: Celal SANCAR


Untitled Document

YENİ YAYINLAR

Sefaletin Yoksulluğu Kovduğu Bir Dünya


Sayfa: 348
Fiyatı: 16 TL

Resmi Tarih Tartışmaları 7


Sayfa: 278
Fiyatı: 14 TL

SEVR BİR ÖCÜ MASALI


Sayfa: 219
Fiyatı: 12 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 6


Sayfa: 451
Fiyatı: 22 TL

:Seçilmiş Yazılar 2

Gıda yardımı alan bir kadın
Seçilmiş Yazılar 2
Sayfa: 336
Fiyatı: 15 TL

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü


Sayfa: 1449
Fiyatı: 47 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5


Sayfa: 198
Fiyatı: 12 TL

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket


Sayfa: 462
Fiyatı: 22 TL

:: Marksist Ekonomi El Kitabı


Sayfa: 685
Fiyatı: 27,50 TL

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri


Sayfa: 411
Fiyatı: 22 TL

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 494
Fiyatı: 25 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3


Sayfa: 373
Fiyatı: 16 TL

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4


Sayfa: 233
Fiyatı: 14 TL

:: ULUSALCILIK

Sayfa: 180
Fiyatı: 10 TL

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 728
Fiyatı: 30 TL

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK
Sayfa: 288
Fiyatı: 12 TL


::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II


Sayfa: 642
Fiyatı: 30 TL
 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003