|
Fikret Başkaya
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:06 |
|
Tarihsel, sosyal, politik nedenlerin bir sonucu olarak, Türkiye’de sol hareketin politik arenanın bir aktörü olarak ortaya çıkışı görece geç oldu. Sosyalist hareket ancak 1960’lı yılların ortalarına doğru politik, ideolojik bir aktör olarak etkili olmaya başladı. Bu durumun gerisinde elbette Türkiye’nin emperyalist dünya sisteminin çevresinde yer alan bir sosyal formasyon oluşunun rolü vardı ama bu, ‘gecikmenin’ asıl nedeni değildi. Esas itibariyle 1915 ve sonrasında Ermeni, Rum ve diğer Hristiyan unsurların tasfiyesi, önemli bir kaynağın kurutulması anlamına geliyordu. Zira, ilk sosyalist örgütlenmeler daha çok başta Ermeniler olmak üzere, Müslüman olmayan unsurlar arasında filizlenmekteydi.
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:29 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
Tolga Ersoy
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:02 |
|
Bireye Ulaşmak İçin Naçizane Birkaç Öneri
ya da “Küçükburjuvaca Zırvalamak”
bir feylesof diyor ki
“…geçmişin ağızlara sakız olmasından ve bu şekilde tarihin deşilip durmasından canlı yaratık, ister bir insan ya da bir halk bir ulus ya da bir kültür olsun, bundan zarar görür, sonunda telef olur, yok olur gider…” Ve devamla: “…herkim bütün geçmişi unutarak o ânın eşiğine kendisini bırakamaz, herkim ki tıpkı bir zafer tanrıçası gibi başı dönmeksizin ve korkmaksızın kendisini ölüme terk edemezse mutluluğun ne demek olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyecektir; tıpkı başkalarını mutlu edecek hiç bir şey yapamayacağı gibi...”
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:32 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Gün Zileli
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:59 |
|
Devletler, kendilerini tehdit altında hissettiklerinde iki illegal aygıt örgütlerler: Kontrgerilla ve paramilitar cinayet örgütleri. Bu iki örgütlenme iç içedir ve aynı zamanda devletin resmi istihbarat, polis ve ordu kurumlarıyla da bağlantılıdır. Esas olarak da devletin gizli istihbarat örgütünün denetimindedirler. Bu tür örgütlenmeler, devletin yasallıkla sınırlanmış kurumlarının tersine hiçbir yasallıkla sınırlı değillerdir ve devletin denetiminde her türlü işkenceyi fütursuzca yaparlar, her türlü cinayeti işlerler.
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:31 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Ljubodrag Duci Simonovic
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:55 |
|
Günümüz kapitalizminde, ortaya çıkan, sayıları giderek artan homoseksüel [eşcinsel] akımlar, Marx’ın “humanizm-naturalizmi’ne” göre dogal olanın dejenerasyonu, dejenere sonuçlar ve sosyalleşmeler katogorisine uygun düşerler. Eşcinsellik, insanın biyolojik doğasının yeniden düzenlenmesi değildir [hetoroseksel insanın organları homeseksüelliğe yatkındır], egemen değerlere ve egemen sosyal ilişkilere meydan okumadır. İtiraz kötü toplumla ilgilidir, kötü insanla ilgili degildir. Bu yüzden, insanları tedavi etmek yerine sağlıklı insanların gelişebildiği “sağlıklı bir toplum kurmalıyız” [Fromm]. Homoseksüellik egemen düzenin gerçekleri tarafından belirlenen somut, sosyal [tarihsel] bir olgudur.
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 11:34 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Temel DEMİRER
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:44 |
|
“Bugünlerden geriye
Bir yarına gidenler kalır
Bir de yarınlar adına direnenler.”[1]
Biliyorsunuz, biliyorlar: ‘Odak’ yasal bir dergi… Yasal dergiyi okuyanlar içeri alındılar… “Neden” mi? Che posteri taşımak, Sivas anmasına katılmak, darbeciler yargılansın demekten… Evet, çoğu öğrenci, ‘Odak’ dergisi okuru 7 kişi, “THKP/C Direniş Hareketi” adlı örgütün üyesi olmak iddiasıyla tutuklandılar… “Deliller” ise tanıdık: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın mezarlarını ziyaret etmek, Ernesto Che Guevara’nın resminin yer aldığı pankart açmak, Sivas katliamı protestosuna katılıp “Sivas’ın katili faşist devlettir” pankartıyla yürümek! Yeri geldi bir ‘Odak’ yazarı olarak, böylesine “absürd iddialar”la içeri alınanların çoğunu tanıdığımın, tanımaktan da onur duyduğumun altını çizeyim…
|
|
Devamını oku...
|
|
Sadık Varer
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:42 |
|

Che : “Gerçekçi ol imkansızı iste!..” resim: sadık varer
Emeğin ve insanlığın özgür geleceğini dert edinen devrimcilerin ulusal ve uluslararası düzeyde dayanışması ve birliği gerçekleştirilemezse, kapitalizmi tasfiyesi edip sosyalizmi kurmak mümkün değildir!... Yakıcı gerçek budur ve bu yüzden, durumun farkında olan, meseleye duyarlı devrimcilerin iyi niyetli birlik girişimleri eksik olmuyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Ak
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:35 |
|
Yoğun Sanayi ve Finans kapitalın gelişmesiyle ekolojik denge buzuldu ve toprağin doğal dokusu buzuldu, Gıda ürünlerinin tadı değişti . Geniş aile yerini çekirdek aileye biraktı. Sosyal iletişim dönüşüme uğradı. Aşk ve cinselliğe kadar herşey otuz- kırk yıl öncesi gibi değil artık. Politika ve Siyasete dair uzlaşma ve çatışma biçimleri de değişti ve elbet değişmeli . “Artık eskisi gibi düşünmenin, eskisi gibi davranmanın, eskisi gibi üretip eskisi gibi tüketmenin, velhasıl eskisi gibi yaşamanın sürdürebilinemez olduğu zaman gelip çattı. Kendimize, bize, öteki insana, topluma hayata doğaya ve bir bütün olarak aleme dair yeni bir bakış ve anlayışın gerekli olduğu zaman…“
|
|
Devamını oku...
|
|
Sergei Balmasov
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:31 |
|
NATO’nun Türkiye’deki Radarı Rusya, İran ve Suriye’yi hedef alıyor.
Türkiye yakın zamanlarda, ABD’nin, Rusya sınırına yakın bir bölgede kurduğu NATO füze sisteminin bir parçası olarak, erken uyarı radar istasyonunu devreye sokmuştur. Kurulan radar istasyonu Almanya’dan kontrol edilecektir. Radar istasyonu, Ankara’nın güney-doğusunda, Ankara’ya 500 km mesafede ve İran sınırına ise yaklaşık olarak 700 km uzaklıkta olup, Malatya’da kurulmuştur. Türk ve Amerikan uzmanlarından meydana gelen bir ekip istasyonda görev yapacaktır. Türk kamuoyunda, 2011 yılı, Eylül ayında radar istasyonunun Türkiye topraklarında kurulması tartışması yapılmıştır. Başbakan Erdoğan radar istasyonunun Türkiye’de kurulması bütün bölgenin gelişmesi açısından önemli bir adım olacağını ifade ederek destek vermiştir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Dr. Paul Craig Roberts
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:28 |
|
11 Ocak tarihli makalemden ve 14 Ocakta ajanslara düşen alarm verici haberlerden bu yana, Washington’un dünyayı tehlikeli bir savaşın eşiğine sürüklediği konusunda kanıtlayıcı daha fazla bilgi ortaya çıkmıştır. ABD Yönetimi, Başkan Obama’nın, Savunma Bakanı Leon Panetta’nın ve Birleşik Devletlerin diğer üst düzeydeki yetkililerinin, İran’a herhangi bir saldırıda bulunmaması için İsrail’e ciddi uyarılarda bulundukları konusundaki hikâyeleri dünya kamuoyuna bildirmek üzere, diğer bir adı Amerikan medyası olan Propaganda’dan sorumlu Devlet bakanlığını görevlendirmiştir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Hazırlayan: Celal Sancar
|
|
Cuma, 03 Şubat 2012 10:09 |
|
BBC Latin Amerika Bölümü/27 OCAK 2012
Fransa Ulusal Meclisi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 'Ermeni Soykırımı' yapıldığını inkâr etmeyi bir suç haline getiren yasa tasarını geçtiğimiz günlerde kabul etti. 1915 tehciri 20 ülkede "soykırım" olarak kabul ediliyor. Bu ülkelerin başını, yaklaşık yarım yüzyıl önce Uruguay çekmişti. Tartışmalı yasaya gelen tepkiler Paris odaklıydı. Yüzlerce Türk ve Ermeni tartışmalı yasa aleyhinde ve lehinde gösteriler yaptı. Türk hükümeti Fransız parlamenterlerin kararını sert şekilde protesto etti. Ama tartışmaların yankıları Uruguay'a dek ulaştı. Güney Amerika ülkesi Uruguay, Ermeni diasporasının Latin Amerika'da yaşadığı başlıca ülkelerden.
|
|
Devamını oku...
|
|
|