|
---------------------------------------------------------------
Babür Pınar
05 Mayıs 2008
Hastane, okul ve fabrika önlerinde hemen her gün yaşanan haksızlıklar, basın tarafından aktarıldığında; Ya da herhangi bir kurumda her gün insan hakları ihlali yaşanırken, bir haksızlığa uğrama olayı basın tarafından yayınlanınca; sanki bu Türkiye'de olağan sayılan bir vaka değilmiş gibi şaşırıyoruz. Sadece bu olayın çözümü için herkes seferber oluyor. Sadece dile getirilen olaya ilişkin haksızlık çözümleniyor. Ya sonra; sonrası yine "eski tas eski hamam" örneği sürüp gidiyor.
Bireysel hakkın gasp edilmesi, toplumsal eşitsizlik sürdükçe her zaman olacak ve her gün çevremizde yaşanan bu durum; basın tarafından aktarılınca; sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi "yeniden" şaşıracağız. Oysa Gerçek şu ki, kapitalist rejimin egemen üretim biçimi olduğu Türkiye'de, herhangi bir kapitalist ülkede olduğu gibi, bireyin toplumsal itibarı mülkiyetine ve sosyal statüsüne bağlıdır. Kapitalist ülke de; mülk sahibi olursanız; sağlık, eğitim, yemek, içmek gibi temel gereksinimleri karşılayan malların "en iyisine" siz sahip olursunuz. Devlet kurumlarının sunduğu hizmet sizin iktisadi gücünüze ve toplumsal statünüze göre size sunulur. Kapitalizm insan yaşamına ilişkin ve insanın gereksinimi olan her şeyi satın alınabilir kılmıştır. Kapitalizm her şeyi metalaştırır...devamı>>
-----------------------------------------------------------
“TESLİM ALINAMAYANLAR”
VEYA DERSİMİZ 1 MAYIS 2008
TEMEL DEMİRER
05 Mayıs 2008
2007’nin 1 Mayıs’ı için kaleme aldığım yazının başlığı “... ‘Olmaz’ Demişlerdi Oldu! 2007’de ‘İşte Taksim İşte 1 Mayıs’!” idi; 2008’deki 1 Mayıs yazısının başlığı da “Teslim Alınamayanlar” veya “Dersimiz 1 Mayıs 2008” olabilir...
* * * * *
I. Ders: Sakın ola kimse, Murat Belge’nin yaptığı gibi, “AKP’nin ikili yapısı”ndan dem vurmaya kalkışmasın! “Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri”nde rahle-i tedrisinde yetişen AKP kadroları hiçbir zaman “demokrat olmadılar”. Evet onlar AB’cidir; ama AB’ci olmak “demokrat olmak” değildir ki!
AKP’nin demokratlık illüzyonunu nihayet erdiren 1 Mayıs 2008 oldu!
* * * * *
II. Ders: Ne AKP, ne de çevresi demokrasiden zerrece nasibini almamıştır; alamaz da; onlarınki olsa olsa “türban demokratlığı”dır; işçi/ emekçi düşmanlığıdır; anti-komünizmdir!
Tıpkı 1 Mayıs’ta medyalarına yansıdığı üzere...
Star; “İşçisiz 1 Mayıs” manşetinde Taksim’e çıkanların yalnızca marjinal gruplar olduğunu savundu...devamı>>
---------------------------------------------------------------
AKP İktidarı, Kendi İpini Çekti!
Gün Zileli
05 Mayıs 2008
Tarihe dönüp bakıldığında, her yükseliş vedüşüşün bir dönüm noktası olduğu görülür. Bu dönüm noktası, bazen ayları kapsar, bazen de bir günü, hatta bir anı.
1 Mayıs 2008 tarihi, kesinlikle söyleyebilirim ki, basiretsiz ve beyinsiz AKP yönetiminin düşüşe geçmeye başladığı dönüm noktası olarak geçecektir tarihe. Geçen yılki seçim, yükselişlerinin doruk noktasıydı. O zamandan bu zamana geçen yaklaşık sekiz ay, o zirvede yaşanan durgunluk dönemi olarak görülebilir. 1 Mayıs 2008 ise, düşüşe geçişin başlangıç tarihidir...devamı>>
---------------------------------------------------------------
SADECE KESK’İ DEĞİL BÜTÜN SENDİKALARI YIKMALIYIZ!(I)
Haydar Çetinbaş
05 Mayıs 2008
Yüksel AKKAYA’nın 19 Nisan 2008 tarihinde sendika org. da yayınlanan “prokavatif” ve “köşeli” tartışmaya davet yazısından hareketle hem Yüksel hocanın önermelerine değinmek hem de sendikalar hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle tartışmaya bir başlangıç notu düşmekte yarar var. Söz konusu yazıdaki iddia, önerme, tespit v.b yargıların ne kadarının Yüksel hocaya ait olduğu, ne kadarının ise KESK içersinde tartışılan genel söylemler olduğunu anlayabilmek oldukça güç bu nedenle eleştiriler, itirazlar ve önermeler Yüksel hocaya değil doğrudan metne olacaktır. (Zira Hocanın daha önceki “provokasyonlarını”(Ludizm ve gecekondu tartışmaları) bildiğimden naçizane bir amele olarak Hocanın “gazabından” korunmayı uygun buluyorum.) ...devamı>>
---------------------------------------------------------------
RESMİ OLMAYAN İKTİSAT TARİHİMİZ – I
Mustafa ÇELİK
05 Mayıs 2008
Politika gerçekte hem bir çatışma ve iktidar kavgasıdır, hem de toplumun bütün üyelerinin yararına olabilecek bir düzen yaratma aracıdır.(DUVERGER, Maurice). Dolayısı ile sürekli bir düşünsel üretim yapılır. Bir üretim sürecinde ileriye yönelik tahminleme yapabilmek için elimizde geçmiş verilerden hareketle elde ettiğimiz tahmini bir değer, bugünkü mevcut durumumuz hakkında bilgi gereklidir. Elde ettiğimiz bu bilgiler kapsamında planlama yapılabilir, aksi takdirde yapılan tahminleme nesnellikten uzak kalacaktır.Bir düzenin üç sacayağı vardır: Siyaset, sosyal politika ve iktisadi politikalardır. Bunlardan iktisadi politika altyapı unsuru, siyaset ve sosyal politika ise üstyapı unsurudur. Toplumsal dönüşümlerin ilk aşamasında üstyapı altyapı üzerine kurulur fakat ilerleyen süreçlerde üstyapının altyapıyı dönüştürücü etkisi vardır. İktisadi politikanın düzenin temelini oluşturması nedeniyle önemi açıktır. İktisadi politikanın stratejik bir plan çerçevesinde yürütülebilmesi için düşünsel üretim süreci için gerekli olan aşamaların nesnel olarak değerlendirilmesi gereklidir. Bu yazı dizisinde Osmanlı “İmparatorluğu” döneminden itibaren geçirdiğimiz değişimin sadece sosyal politika düzeyinde kaldığını göstermeyecek, iktisadi düzeyde içinde bulunduğumuz “Kasırga hortumunda savrulma” terimi ile nasıl karşı karşıya geldiğimizin bir fotoğrafını çekeceğiz...devamı>>
---------------------------------------------------------------
|